
Son günlerde herkesin diline dolanan, “bulaşıcı bir hastalık” gibi milyonları sarmalayan bir felsefenin ötesinde bir “öğreti” çekim yasası. Belki de yüzyılın son derece rövaçta inanç sistemlerinin temelini atan bir öğreti. Çekim Yasası, Secret, What The Bleep We Know kitap/filmleri bir zamanların “Da Vinci Şifresi” furyası tadı vermekte. Birçok doğru noktaya değinen bu öğretinin işe yaradığı şüphe götürmese de akla kader sorusu geliyor;
İnsan kendi yazgısını değiştirebilir mi? Yeterince istemek/hayal etmek/hissetmekle bu mümkün mü?
Doğum anımızın/haritamızın parmak izimiz gibi olduğu düşünüldüğünde, kader hakkındaki bu sorgulamalar klasik ve modern astrologlar arasındaki bitmek bilmeyen tartışmaları akla getiriyor.
Haritamız yazgımız mıdır? Klasikçilere göre evet, kesinlikle. Modern bakış açısıyla ise asla, Astroloji sadece potansiyelleri öngörmektedir.
Benim bakış açımı açıklamak için ise çekim yasasına değinmek yerinde olacaktır. Ben kaderi bir resmin taslak çalışması olarak görüyorum. Ana hatları kara kalemle belirginleştirilmiş, ama resmin tümü hakkında asla fikir sahibi olamazsınız. Çünkü resimler/insanlar/evren, renkler gölgeler ve binlerce ayrıntıdan meydana gelir. Resmin taslağından bunun bir kadın ya da erkek bir hayvan yahut bir manzara resmi olduğunu öngörebilirsiniz. Ama bu kadın/erkek hangi ırktandır, saçları, gözleri ne renk şekli nasıl bilemezsiniz. Ya da bir manzara resminin taslağına bakarak orada bir sabah mı yoksa gece mi yaşanıyor anlayamazsınız. Ama taslak çıkarıldığına göre o resim “doğmuştur”. Tuvalin büyüklüğüne ve çalışma hızınıza göre aşağı yukarı resmin ne zaman biteceğini de öngörebilirsiniz.
Doğum ve ölüm şüphesiz ki kaderdir. Taslağın tüm kaba hatları da buna dahildir (sağlık, evlilik, çocuklar..).
Astroloji de 1, 4, 7 ve 10. Evler kadersel olarak ele alınır. Taslağımızdır. Ben bunlara yazgıyla bağlantılı olarak 6, 8 ve 12. Evleri de ekliyorum. Bunları bizi “deneyen” evler olarak nitelendiriyorum. Yazgımızı test eden karanlık evler. Yaşam karşıtı “yaşamımıza karşıt” evler. Hayat, insan, evren dualitenin bir sonucudur. Karşıtlıklar kendilerini birbirlerinde sınayarak gerçekleştirirler. Bu göz önüne alındığında 6, 8 ve 12. Evlerin kaderimiz olduğu söylenemez. Biz bu evler tarafından sınanırız, bu sınavın şıkları vardır. Örneğin 6. Evindeki Yengeç’te Satürn bulunan ve 8. Evdeki Ay’ına kare yapan 12. Evde Güneş’i olan birinin belli transitler altında çok ciddi sağlık problemleri yaşayacağını söyleyebiliriz. Deneyimli bir astrolog olarak belki ölüm zamanını da öngörebiliriz. (Ama çoğumuz elbette ki haklı olarak bunu etik bulmayız) Söz konusu kişi bu ölümcül hastalığı yenebilir mi? Evet! Yenebilir. Çünkü bu şıklardan biridir. Eğer haritanızın diğer konumları da karamsar, negatife yatkın bir kişilik çiziyorsa bu hastalığı yenebileceğinize inanmak konusunda çok daha zorlanacaksınızdır. Ama bu kaderiniz değildir. Kader sadece ölümcül bir hastalığa yakalanacağınızı söyler. Bu hastalığa karşı koymak/yenmek ise haritanızın size zıt olan pozitif yanını aktive etmekle mümkün olabilir. Ancak bu durum negatif kişi için oldukça zordur ama imkansız değildir. Bu bakış açısıyla çekim yasasının Astrolojik olarak da söz sahibi olduğunu düşünüyorum.
Evrende her şey enerjiden ibarettir. Her şekilde kullanılabilir ve yönlendirilebilir. Ama bazılarımız için kolay, bazılarımız için imkansız denilebilecek kadar zordur. Çünkü kaba taslağıyla bile ifade edecek olursak “herkes haritası kadardır”.
Bu yasanın Astrolojik olarak nasıl işleyebileceğine bir örnek verecek olursak; Transit Mars’ın natal Güneş’inize tam bir kare açı yapacağını düşünün. Elbette fevri, öfkeli ve sinirli olacaksınız. Bu transit sizin için genel anlamıyla bu realiteyi öngörür. Ama bunu sadece enerji olarak algılamaya çalışın. Öfke negatif olduğu kadar pozitif de olabilecek güçlü, direkt bir enerjidir. Eksi ve artı durumlar sizin algılayışınızdaki “filtre”lere göre değişkenlik gösterir. Mars Güneş karesi negatif bir realitede başınızı ağrıtacak sorunlara neden olabilir (öfke, yersiz tartışmalar vs.). Ama bu enerjiyi spor yaparak/fiziksel aktiviteler bazında da ortaya çıkarabilirsiniz. Bu diğer şıklardan biridir. Ya da bu potansiyel enerjiyi filtrenizden geçirir, pozitife çevirir ve istediğiniz şeye yönlendirirsiniz. Enerjinin işe yaraması için “iyimser” olması gerekmez. Tek önemli mevzu en yüksek kötücül enerjiyi bile formatını bozmadan “dönüştürebilme”nizdir. Kadersel dediğimiz transitlerin bile size aslında seçim şansı sunduğunu bu basit örnekle anlayabilirsiniz.
Ama örneğin 12. Ev Oğlak Burcu’nda Ay’ı olan biri için bu filtreyi pozitif yönde işlevli hale getirebilmek gerçekten zordur. Bu noktada kendisi de, yorumcu da kaderciliği tercih edecektir.
Çekim yasasının temelinde de bu vardır. Her şey kendi frekansındaki enerjileri çeker. Bu bir “sır” değildir. Bu herkesin farkında olduğu, ama ne yazık ki “herkes”in uygulayamayacağı bir gerçektir. Astroloji bunu öngörmektedir. Ama “kader”i “kadercilik”ten ayırmak gerekir. Bu anlamda “farkındalık” önemlidir.
Astroloji, kendini tanımak ve farkında olmakla bire bir bağlantılıdır. Olaylar öngörülebilir. Hepimiz en başında bir taslak olarak doğduk. Sahip olduğumuz tek şey “ışık”. Ki en derin karanlıklarda bile ufacık bir ışık her zaman vardır. Çünkü evrenin umudu sonsuzdur. Sahip olduğumuz ışıkla renkleri yaratır, resmimizi şahane ayrıntılarla tamamlarız. Bu bazen bazılarımız için zahmetsiz ve kolaydır. Bazılarımız için ise çok uzun süreçli bir çabadır. Işık az bile olsa unutmamamız gereken, paha biçilmez sanat eserimizi yaratmamız için her daim yeterli olacağıdır. Ve gerçekten istediğiniz sürece, evren buna karşı koymayacaktır..
© 2007 – 2009, AstroFaculta. Tüm hakkı saklıdır. Yazıların va tabloların isim ya da kaynak belirtmeden kullanımı yasaktır. Aksi halde davrananlar için yasal işlem uygulanacaktır.
yazınıza saygı duydum ben karekterin kader olduguna inanan bir astroloğum çalışmalarınızda 8 evide kadersel olarak almanız belkisize daha da fazla yardım cı olacaktır 5 ,11 3,9 egilimleri ve dışa verdigimiz etkileri iletişimleri gösterir iken 8 kadersel hatta atalardan gelen egilimleride gösterebilmektedir
sevgi ile kalmanızı diliyorum
astroloğ oğuzhan ceyhan
sevgili kristin,
çok güzel bir konuya değinmişsin, eline sağlık…
kişi kendi doğumda aldığı potansiyeli (yaşam dersleri külliyatı) dışında bir isteğini hayata geçiremeyecektir, herşeyin en iyisini istemesi ona zarar getirebilir veya başka bir dersi anlamasını engelleyebilir, kim istemez prensesler ve krallar gibi bir hayatı, rahat şartlarda yaşamayı! en güzel kadınla veya erkekle eşleşmeyi! iyi bir işte çalışmayı, villarda, büyük evlerde oturmayı…
tüm şartları – doğum haritasında potansiyelelleri de bellidir.
çekimlerle ilgili filmi 2006da çok defalarca seyrettim,
etrafımdakilerin çok ısrarı yüzünden filmini o kadar çok seyrettim ki acaba göremediğim bilemediğim bir şeyi kaçırıyor olabilir miydim? (çok seyret ve dileğin oluncaya kadar seyretmemi öğütlediler).
Astrolojiyi anlamanın tadı işte burada saklı bence, potansiyellerinin farkında olmak potansiyelinin mıknatıslarını kendine kısa sürede çekebilmek, bunun dışındakilerle ise sadece oyalanmak, şımarık bir çocuk edasıyla büyük arzular etrafında boşa vakit geçirmek, ulaşılmaz isteklerde vakit harcamak ve sonunda da hüsran!
Pozitif olmamayı ve isteklerimizi sınırlamayı burada asla kastetmiyorum, : “bahsedilen yasada isteğine odaklanman ve pozitif olduğunda o isteğin bir süre içinde mutlaka gerçekleşmesi”
gerçekleşmiyorsa sen onu kendine çekemiyor oluyorsun. Yasaya göre becerememiş oluyorsun.
- Çok uğraştın ve olmadı diyelim , evet çekemiyor olabilirsin çünkü senin potansiyelinde o istek yok ki çekemiyorsun bir türlü, senin fıtratında bunu yaşamak yok, yaşam planında o istediğin olgu yok!
Kişi kendi hayat derslerinin gereği dışında ne maddi ne de manevi oluşumları, ne de çok iyi dostları veya kötüleri bile diyelim kendine çekemeyecektir sadece çekmeye çaba gösterecektir. Potansiyeleri nispetinde de bazı istekleri yine potansiyelleri oranında gerçeğe dönüşebilir.
rozi.
Sevgili Oğuzhan Ceyhan ve Rozi ilginize ve yorumlarınıza teşekkür ederim.
Ben yazında en fazla kaderi ”kadercilik” ten ayıran faktorün, “farkındalık” olduğuna dikkat çekmeni sevdim
Yaşamlar boyu deneyim biriktiriyoruz. Ayrıca ebevenylerimizin yaşamlar boyu biriktirdiği enerjiyi ve deneyimi de yükleniyoruz. Bütün bunlar, aynı açıyı taşıyan kişileri çok farklı çozümlere yönlendirebilir. Acı acıdır, açlık açlık, güzellik ise güzellik. Ama bu malzemeyi nasıl taşıdığımız bizim farkındalığımızla birebir örtüşür. Burada da belki haritayı açı açı değil bir bütün olarak ele alabilmek farkındalığın ve varoluşun hangi düzleminde, başka bir deyişle oyunun kaçıncı zorluk derecesinde durduğumuzun tespitini yapabilmek gerekir
Bu da sanırım, kendi sınırlarını zorlamayı sevmeyen, garantici bir göz için epey zorlayıcı olur
Astroloji evrenin matematiği evet! Ama bütün bilimler gibi onun da içine çokça ilham girer. Aynı dersi alan, aynı sözleri duyan, aynı ortamda bulunan ve aynı verilere sahip iki kişinin asla aynı sonuçları çıkaramayışı gibi, bir haritanın sırrına ermek için iki gözün izleyeceği yol da mutlaka kendi haritaları kadar olacaktır
Bunları bir astrolog değil, sadece yoluna saygı duyan bir yolcu olarak yazıyorum. Dilerim yerini okuyan bütün kalplerde ve zihinlerde bulsun…
Benim de dileğim aynı…Uzun zamandır…