Astronomi’nin Budala Kızı: Astroloji

fortune

Astroloji kanıtlanabilir bir kesinlikte işlemediğinden dolayı pozitif yani “müspet” bilimler tarafından kabul görmemektedir. Oysaki “bilim” dalları da diğer her şey gibi varoluş felsefesine dayalı gelişim gösteren araçlardır. Temel olarak hali hazırda “olan” şeyi kendine kanıtlama zorunluluğu duyan bilimin araçlarını kullanır bundan fayda sağlarız. Ama olan hiçbir şey “temelde” yeniden keşfedilemez.

Bu vesileyle Astrolojiyi henüz onaylanmamış bir bilim dalı olarak alabiliriz. Belki de Astroloji’nin bilim dalları içindeki misyonu başlı başına bir X ‘dir. Hatta müspet bilime karşı çarpı şeklinde kocaman bir ayna tutan bir varoluş şeklidir. Varlığı ne inkâr edilebilir, ne de tam anlamıyla kabul edilebilir. Bu yüzden Astroloji inanç ile yakından bağlantılıdır.

İnanç ve algı ise insan bilimi içerisinde incelenen temalardır. Buna kapsamlı şekilde neden olan kişi Carl Gustav Jung’dır. Psikoterapi ve psikoloji bilimine algı ve bilinçdışı faktörleri büyük bir cesaret örneği göstererek katmıştır. Bu şekilde uygulanan Jung testleri kuşku götürmez şekilde doğru çıkmaktadır. Şöyle der; “Astroloji, psikolojinin sınırlarından arınmış halidir. Zira astroloji antik çağların psikoloji birikiminin topluca bir yansımasıdır.” Bunu söylediğinde inancı özgür bırakmakla kalmaz, bunu da büyük bir saygıyla ifade eder. Astroloji bu bağlamda “sınır tanımazdır”.

Sonuçta zaten “olan” şeyi bilimsel kanıtlar altında bilmesek bile, bu o şeyin varlığını inkâr edemez. Eğer her şey bilimden ibaret olsaydı ruh gücünün yansımalarını evrenin hiçbir yerinde göremezdik. Oysa insanlar bilimleri yani temelde insana katkı güden araçları bencilce kullanabilmekteler. Üstelik bilim yapan kişiler kimi zaman bilimin ta kendisi gibi katı ve sert tutumlar içerisinde kişinin özgürlüğüne ket vurup onları sınırlar içinde “yaratan” edasıyla değerlendirip, kategorize edebiliyorlar.

Ünlü “Gökbilimci” Johannes Kepler’de Astroloji’yi bir türlü inkâr edemez ve günün birinde şöyle der; “Akıllı anne Astronomi’nin aptal kızı Astrolojidir” (Burada aptal kelimesi İng. Fool olarak kullanılmıştır). İlginçtir ama Fool Tarot destesinde yani “kadim sırlar” sembolizminde “sıfırla” numaralandırılmış kart olarak bilinir.

Tarot Hermes’in zümrüt tabletlerindeki sembollerdir. Mısır, İbrani, Kelt, Kabala Yaşam Ağacı, Nümeroloji, Zodyak, ışıklar ve gezegenler, kişilik prototipleri, elementler, gezegen devinimleri, insanın gelişim süreci ve tarih çağlarını gösteren temaların tümünü 22 sembolünde bulunduran Tarot, gizli ve aynı zamanda genel olarak ifade edilebilen bir fenomendir.

DELİ (FOOL) – Kendini kendinden kurtarmanın kartıdır. Arınmış zihindir. Tıpkı sıfır rakamının bütün rakamların potansiyelini içinde barındırması gibi Deli kartı da Büyük Arkanadaki diğer 21 kartın enerjisini içinde barındırır. Alfa ve Omega’dır. Yeni bir döngünün başlangıcı temsil eder. Alfa Kabala nefestir. Fetüsün anne rahminden çıktığı anda aldığı ilk nefestir. O nefes bebeği anneden bağımsız bir kişi haline getirir. Nefes bizim yaşamla bağımızdır ama asla kesinlik taşımaz. Seçimlere açık olmayı ifade eder. Karttaki uçurum kenarında duran insan, bağımsız karar alma ve adım atmanın tam öncesindeki sıfır halindedir. Hayatımız çemberler etrafında şekillenmiştir.

Hem yumurta hem de sperm yuvarlaktır yani iki boyuta indirildiğinde çember şeklindedir. Zodyak çemberinin belli bir noktasında ve belli açılarla doğarız. Deli kartı, kaderin kollarına atlamaktan, başlangıç yapmaktan korkmayan masum ruhtur. ‘’Kendini Bırak – Bırak ki Tanrının Hükmü Sende Gerçekleşsin’’ demektir. Mantığın hükümranlığından kurtulmuş varoluştur. Hata yapma ve hatalarımızdan öğrenme özgürlüğümüzdür. Hayret etme, keşif, heyecan ve bütün bunların verdiği keyiftir. Bir anın içine yaşamın sonsuzluğunu sığdırmaktır. Ebedi çocukluktur. Deli kartının dersi, her sabah gözlerini yaşama yeniden doğmuş gibi açabilmek ve tıpkı boş bir sayfaya yazı yazar gibi günü yaşayabilmektir.

Rilke’nin ‘’Arayan’’ Şiiri bunu çok iyi tarifler;

Yaşamımı genişleyen halkalar halinde yaşıyorum

Her biri diğerinden doğan halkalar

Belki asla erişemeyeceğim son halkaya

Ama denemeye devam edeceğim

Tanrının etrafında halkalar çizeceğim

Kutsal kulenin etrafında dolanacağım

Tıpkı binyıllardır yaptığım gibi

Ve yine de hiç bilemeyeceğim

Bir kartal mı, bir fırtına mı, yoksa mükemmel bir beste miyim ben…

Kepler Astroloji’nin budala bir kız olduğunu söylerken kastettiği aslında tüm bunlar olabilir miydi? Öyle ise Astroloji gerçekten de, Akıllı geçinen Astronomi’nin Abdal kızıdır.


Ayrıca koskoca Evren zaten sadece “olduğu haliyle” insanlara bilim dalları adı altında meslekler türetmiştir. Bazı bilimciler bir kanıtlama çabası ( kendini kendine kanıtlama çabası da buna dâhildir), bir mücadele ve bir ezip geçme halinde saldırırlar. İnancımızı, olduğumuz şekli, bitmek bilmeyen bir açlıkla sorgularlar. Oysa bu her şeyi kategoriler altında kontrol etmeye çalışan bilim tavrı, insanın kalpten topraklarını kurutmak ister. Bizi sınırlar, kısıtlar ve sonuca bağlar. Issız ruhlar, başkalarının ülkelerini sahiplenerek beslenirler.

Astroloji zaman zaman ağır eleştirilere maruz kalmıştır. Bu işi gerçekten hakkıyla yapanlarda bu keskin bıçaklardan nasibini alırlar. Astroloji öğretmenleri vardır, Astrolog ücreti talep eder, insan ruhunu aşağılar, bilime yakın dururlar bir de Astrologlar vardır ki”sıfırı” bilirler.

Astroloji yapıyor olmaktan büyük mutluluk ve onur duyuyorum. “Ruh ve oluş” gibi X’leri kanıtlamak adına yaşamı sömürmüyor, kendime ihanet etmiyorum. İçine bunca inanç, görü, şevk, maneviyat, emek ve özveri koyan Astrolog, kendinden katık ediyor demektir. Kaldı ki insanların ruhunda böylesi iyi şeylere vesile olmuşken, bundan meslek ya da kazanç olur da hangi kör zihin böylesine mükemmel bir hazzı sorgulayabilir?


Kendine ihanet eden ruh, sıfırdan bağımsız yiter gider. Çünkü sıfır yani varoluş karşısında hiçbir yargı işlemez.

Sevgiler
30.12.2008
Kristin Demirci

© 2008 – 2009, AstroFaculta. Tüm hakkı saklıdır. Yazıların va tabloların isim ya da kaynak belirtmeden kullanımı yasaktır. Aksi halde davrananlar için yasal işlem uygulanacaktır.

.



4 Yorum “Astronomi’nin Budala Kızı: Astroloji”

  1. rozi diyor ki:

    eline diline gönlüne sağlık Kristin, yine çok beğendim…2009′da da başarılarının devamını diliyorum
    iyi kal

    Rozi

  2. AstroFaculta diyor ki:

    Teşekkür ederim Roz :)

  3. medosh diyor ki:

    İlham alabilene gelirmiş :) Ya da ilham gokten hep yağarmış ama şemsiyesini açıp korunmaya çalışanlar değil onunla ıslanmayı goze alanlar ondan beslenirmiş :) Daima sevgiyle…

  4. AstroFaculta diyor ki:

    Canım benim güzel yorumun için minnettarım. İyi seneler :)

Yorum yap