Ekranlarınızda: Plüton Ve Uranüs

hades1

Plüton’un Yay’da geçirdiği sürecin sona ermesine bir yandan seviniyor, bir yandan sevinemiyor, yine üzülüyorum. Neden derseniz 1995 yılında Plüton’un Yay Burcu’ndaki seyahatine eşlik etmeye başlayan Kova Uranüs’ü en başta TV’yi bize bilgi aldığımız bir araç halinde sunuyordu. Yeni milenyuma girerken Yay’daki Plüton (seks, cinsellik temaları, aşırı uçlar, taraflar, kontrol) Uranüs Kova’sıyla birlikte kendini benimseten temaları TV’ye koydu ( Uranüs, teknoloji, TV, elektrik vb. ) Kova etkisiyle tüm bu olan biteni yeni deneyimler olarak algıladık. Haberdar olmak, merak etmek, maceraperest yaklaşımlar hepsi ekranda yerini bulmaya başladı. Kanallar arttı uydu yayınları yaygınlaştı vs derken 2003 yılında Uranüs Balık Burcu’na girdi. Balık geniş kitleleri ifade eder. Toplumun ve kitlesel kalabalıkların sembolüdür. Plüton yine Yay’dan Uranüs’ü desteklemeye devam ederken bu sefer insanların duygularını sömüren programlar çıkmaya başladı! İnsanların kazanma hırsı da buna dahil olmak üzere kurgulanan bu programların tümü bizi ruhen sömürmeye beynimizi lastik kıvamına getirmeye başladı.

Haberler hiçbir etik değer kaygısı gütmeksizin tamamen çıkar bazlı sunumlar yaparken, bir yandan diğer bir kanalda böcek yiyen, yılanlarla dolu bir fanusun içerisine kafasını sokan insanlar görmeye başladık. Hayır bu yetmedi bu sefer kayıpların arandığı, katillerin sorgulandığı, insanların acıdan çığlık çığlığa yakardığı sabah programları görmeye başladık! Ve biliyor musunuz hepsini sadece izledik! Birkaç “ah vah” sözcüğü dışında “aslında” tamamen duygusuz bir şekilde film gibi izledik her şeyi. Keşke sadece izleseydik. Sorun şu ki hala izliyoruz.

Çocukların beyninin nasıl bir kıvam aldığını tahmin bile edemiyorum. Taptaze zekalar hiç gereği olmayan yanlış vizyonlarla doluyor. Kendi zihin ekranıyla, Tv ekranını bir tutuyor. Kalkıp bir okulu basıp onlarca kişiyi katledebiliyor. Çocuk bunlar! Sadece öğrendiklerini uygulayabiliyorlar. Biz yine izliyoruz. Ben bunu idrak ettiğimden beri tam 1 senedir TV izlemiyorum. Garip gudik anlamsız sınırları sorgulayan filmlerde izlemiyorum. Çünkü görüp bilmek, onu var etmektir. Ben bundan sorumlu olmak istemiyorum…

Öylesine dejenere bir durum ki bilmem farkında mısınız? İnsanlar sabah Dünya’ya gözlerini açtıkları andan itibaren TV karşısındalar. Benim annem de o insanlardan biri. Geçen gün beni lafa tutup bir şeyler anlatmaya başladı “ işte 7 yaşındaki bir çocuk varmış 16 yaşındaki ablası onu kesip sandığa…” ANNEEE diye çığlık atıverdim. Anne dedim bu gerçekten olmuş mu? Bu nasıl olabilir. “Sen” dedim “Ne dediğinin farkında mısın, ağzından çıkan sözcüklerin ne olduğunun farkında mısın? Bunu hem nasıl bu şekilde bana iletebiliyor hem de bu programı nasıl sadece bir program ya da sadece olaylardan biriymiş gibi izleyebiliyorsun! Böylesine bir şoka girdim ve annemin bana verdiği cevap şu oldu; “sana da bir şey anlatılmıyor!” Aman Allah’ım…

Ben TV izleyemiyorum gerçekten de. Bir arkadaşıma gitsem ve tesadüfen TV’de bir dizi olsa dahi konuşulanlara inanamıyorum. Haberleri izleyemiyorum. Tuhaf bir şekilde sanki bunları bildiğim an kendimi sorumlu tutmaya başlıyorum. Gerçekten de üzücü. Bize çok katkısı olmuş bu keşif Pluto Yay ve Uranüs eşliğinden bizden çok daha fazlasını alıp götürdü. Hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacak.

Biz başımıza gelmeden hiçbir şeye uyanamayacağız orası çok kesin. Netice’de yer altı Tanrısı Plüton yani karşı konulmaz yıkım gezegeni, Oğlak’ta zamanın efendisiyle birlikte Dünya’mızı ziyarete geliyor. Artık kendimizi en güvende hissettiğimiz yere yani evimize (Yengeç) karşı komşu olmak üzereler. Bizi izliyorlar, belki biz de yıllardır sadece sessizce, ne gördüğümüzün farkında bile olma zahmetine katlanmadan izliyor olduğumuz için. Ama o bizim gibi tepkisiz kalmayacak. Bizden evrene verdiğimiz hasarın, ruhuna açtığımız  yaraların hesabını soracak. Bunu da zaman içerisinde yapacak. Bizimse başımıza gelecekleri kabullenmekten başka şansımız kalmıyor. Plüton tüm güvenliğimizi yıkıp geçecek. Ama ne var ki insan ancak düşman yarattığı zaman güvenliğe ihtiyaç duyar!

si vis pacem para bellum – Barış istiyorsan savaşa hazırlan. Barış diliyorsan savaş vardır. Acıdan ise sadece daha fazla acı doğar. Ben bunların hiç birini değil sadece evrenden bizi affetmesini diliyorum…

Hoş Kalın…

© 2008 – 2009, AstroFaculta. Tüm hakkı saklıdır. Yazıların va tabloların isim ya da kaynak belirtmeden kullanımı yasaktır. Aksi halde davrananlar için yasal işlem uygulanacaktır.

.



Yorum yap