Gökyüzünün “BinBir” Dilek Kuyusu

fortuna3

Yeni yıla girdiğimiz an yani 31 Aralık’ı 1 Ocak’a bağlayan gece insanların evrensel yolla aynı frekansta bütünleşecekleri bir enerji ortaya çıkaracaktır. Jüpiter’in Kova burcuna geçişi henüz gerçekleşmediği halde havada inanılmaz pozitif dalgalanmalar var. Herkes daha umutlu, daha yapıcı ve bu yeni süreç için ruhen daha hazırlıklı görünüyor.

Plüton’un Oğlak Burcu’nun sınırlarındaki gezintisi 2007 ve 2008 yılları boyunca bizi genel anlamda “yalnızlık” konseptiyle sınadı. Önümüzdeki uzun yıllar boyunca çok da olumlu süreçleri öngörmeyen gökyüzü geçişlerine hazırlık olarak bu hissiyat, algı ve hayatta kalma güdülerini öğrenmek zorundaydık. Sonuçta doğa değişim, kendini yenileme ve hayatta kalma güdülerini temel alarak dengelenir.

Ocak’ın ilk gününden itibaren kafanızdaki tüm perdelerin ve blokların aniden kalktığını hissedebilirsiniz. Merkür 1 Ocak’ta Kova’daki transitine başlayacak, yine aynı gün Kova Burcu’na geçmeye tamamen hazır Jüpiter ile kavuşacaktır. Bu umutlarımızı besleyen ve vizyonlarımızı genişleten yeni başlangıç enerjileri tüm yıl varlığını sürdürecekmiş gibi görünüyor. Elbette buna istinaden kafanızda süt liman bir yıl canlanmamalı. Bizi dünyevi olarak farklı seviyelerde tekamüle zorlayacak süreçler bu sene de peşimizi bırakmayacak.

2007 – 2008’de tüm acılara rağmen ısrarla sadece “olmak” adına var olanları kutluyorum. Yapmamız gereken daha fazla bir şey değil. Nasıl olduğunuz, ne şekilde var olabildiğinizin hiçbir önemi yok. Sadece olduğunuz gibi, olduğunuz “kişi” olmanız yeterli. Sonuçta içinde bulunduğumuz zaman dilimi çok büyük değişimlerin hazırlık evresi. Belki de inandığımız her şey değişecek. Bildiğimiz, öğrendiğimiz, öğrettiğimiz her şeyin temelleri yıkılacak. Yeni bir seneye girerken geçmişten kendinize dair, hiçbir öğretinin gölgesinde kalmayan inancınızı ve saflığınızı getirmeye çalışın. Kendinize uyguladığınız kalıpların hepsinin sizi yok etmek adına var olan keskin bıçaklardan farkı yok. Kendinizi ısrarla size zarar veren durumlara sokmaya çalışmanız ise size ileriki zamanlarda daha çok acı verebilir. İyi niyet dışında kendini varetmek adına başkalarını alaşağı edenlerin, maddi değerlere tutunmaya çalışanların ve bencil değerlerin tamamen sınanacağı bir evreye gireceğiz. 2009 – 2010 bunun hazırlık dönemi niteliğinde olacaktır. Şunu her zaman hatırlamamız gerekiyor, “evren bize değil biz evrene uyum sağlamak zorundayız”. Bu yüzden çok net görünen sınırlara tutunmanın kimseye faydası olamaz.

İnanılmaz sektörlerin piyonları haline geldik. Sinema, müzik, sosyal programlar vb. Bunun yanı sıra ortalıkta dolaşan sözde gurular ya da yogiler var. Astrolojinin ismini TV yayınlarında mahveden soytarılar da işin cabası. Tüm bunlar kişiyi sınırlamaya, insanı kendi yüce erkinden ayrı koymaya çalışan öğretiler silsilesi. Bu insanların tümünü başkalarının çaresizliğinden beslenen vampirler olarak nitelendiriyorum. Oysa buna yeltenenler öylesine kayıp ruhlar ki, bu durumda olanların kimseye faydası olamaz.

İnanç ruhun temel prensibidir. Yaradılışın gizli anahtarıdır. Kimse kimsenin inancına ket vuramaz, öğreti kalıpları içerisine sokamaz. Bunun ne bir kitabı, ne bir sistemi ne de açıklanabilir bir yanı vardır! Siz siz olun ( ki ne şekilde olursanız olun) kendi erkinizden ödün verip, kendinizden başkasına inanmayın. Ama bir takım amaçlar uğruna öğretilerin peşinden gidenler, ya da kendi ruhlarına (inancın ta kendisi) ihanet edenler, zaten anlaşmalı “ ibadet “ yaptıkları için kaybetmeye mahkum olacaklardır. Bu yüzden ağlamanın sızlanmanın da gereği yok.Secret kitaplarının yada kişisel gelişim serilerinin uygulanması adına hayatınız sadece sayfalar içerisindeki bu arayışlarda yok olabilir.

Benim buradaki amacım kendi içindeki bütünlüğü sağlamış kişilere yol işaretleri göstermekle ilgili. Kötü ya da çıkar güdülen hiçbir duruma kendimi alet etmeye niyetim yok. Semaı görüp tanımlayanlar vardır, bir de semaı dinleyenler. İlk durumdaki kişiler iyi astroloji öğretmenleridir. Ama ancak semaı dinleyebilenlerden astrolog olabilir. Hayatı bilinmezlikleriyle yani X’leriyle kabullenemeyen hiçbir kimse ya da öğreti size yardımcı olamaz. Ben semaı dinleyenlerdenim. Sema’da gördüklerim ise değişkendir. Çünkü her ruh benim için gökyüzüne eklenen bir yıldız niteliğindedir ve bu biricik yıldız tüm gökyüzünün kaderini değiştirebilir. Bir yıldızın varlığı ve yokluğu dahi tüm gökyüzünü değiştirebilir! O yüzden içinizden biriyle her gökyüzüne bakışımda size gördüklerimi değil, sizde gördüklerimi ifade edebilirim. Kişi kendisi hakkında astrolog olsa dahi bu denli objektif olamaz. O yüzden beni bir öğreten değil de bir dost olarak görmenizi tercih ederim.

Tam da yeni yıla girerken Ay Balık Burcu’nda olacağı için alkolü de eğlencenin de ayarını fazla kaçırabiliriz. Dışarısı gece yarısından sonra oldukça kalabalık olacaktır. Gerçi her sene yaşanan bu rutin de dışarıda olmanızı tavsiye etmiyorum. 11 Ocak Merkür geri gitmeye başlayacak aynı gün Dolunay var. Ocak Ayı’nın 2. Yarısı hoş olmayan etkilere sahip. Buna daha sonra ayrıntılı olarak değineceğim.
Geçenlerde arkadaşım TV kanallarını gezerken Öner Döşer’in açıklamalarına rastladık. Merkür bu yıl üç kere retro yapacak dedi. Sanırım yıllık dersini iyi çalışmamış olacak ki, 2009’da Merkür’ün nadiren dört kez geri gideceğini unuttu. Evet, Merkür genelde yılda 3 kez geri hareket yapan bir gezegendir. Ama bu sene 4 kez tekrarlanıcak. Bu durum farklı ve yüksek enerjiler ortaya çıkaracak. Temel olarak eksikleri gidermeye sevk eden bu durumu ileriki zamanlarda ayrıntılı şekilde inceleyeceğim. Siz yine de şimdiden 11 Ocak – 1 Şubat arasındaki zamana kontratlar ve yeni girişimler bırakmayın. Zaten artık genel etkileri hepimiz az çok biliyoruz : )

Son söz olarak size dileklerinizi gerçekleştiren bir gökyüzü diliyorum. Herkesin ufku da, seması da kendine özgüdür. Kimse kimsenin gökyüzüne bakıp da ne gördüğünü sorgulayamaz. Kimine gül bahçesi, kimine ışıklardan bir taç, kimine yaldızlı bir merdiven… Hem… kim bilebilir ki! : )

Yıldızlar hala bizim için en karanlıklarda bile bıkıp usanmadan parıldayabildiklerine göre, bize fısıldadıkları var. Belki de her umut yeni bir yıldız doğuruyordur. İsmini ancak sizin koyabileceğiniz…Belki de bu yüzden her yıldız kaydığında kaybolan umudun yerini doldurmak için bir dilek diliyoruz…Yine aynı nedenden dolayı “asla” yokolmayacağız.

…Senin içinde öyle parlak bir ay vardır ki, gökyüzündeki güneş bile ona; “Ben sana kulum, köleyim” diye seslenip duruyor…” – Mevlana -

Yeni yılda görüşmek üzere.

Kristin Demirci

© 2008 – 2009, AstroFaculta. Tüm hakkı saklıdır. Yazıların va tabloların isim ya da kaynak belirtmeden kullanımı yasaktır. Aksi halde davrananlar için yasal işlem uygulanacaktır.

  1. Klasik Müzik tarihinde bir dönemin ismi: David Helfgott
  2. Satürn Terazi Burcunda – Ekim 2009/2012 Dönemi
  3. 2010′a Genel Bakış – Başlıca Transitler
  4. Güneşi Yutan Ejderha – Temmuz Tutulmaları 2009
  5. Çağın Vebası ::Virüsler::Bitmeyen Savaş


Yorum yap