
Her sene kutlanılan sevgi ve sevgililerin gününe ithafen sizinle, tarihin ilk sayfalarından beri bizimle birlikte olan bir “şölenin” coşkusunu paylaşmak istedim. Severek okumanızı diliyorum.
Roma Mitolojisinde Juno’nun oğlu olarak tanınan Mars, Yunan Mitolojisinde, Zeus ve Hera’nın oğlu olan Ares karakteriyle betimlenir. Bunun yanı sıra Vedic’te Mangal, Angaraka ve Kuja isimleriyle karşımıza çıkar. Mısır’da Horus’un kırmızı gözü (Kızıl Horus) olarak tasvir edilen Mars’a Arapçada “Al Qahira” yani Kahire denilmektedir. Aynı zamanda Mısır’ın başkenti olan bu isim, zafer kazanmış, muzaffer anlamına gelmektedir.
Mars isim olarak “parlak ışıklı, yakıcı” anlamına gelmektedir. Maskülen savaş ve bahar Tanrısı olarak tasvir edilen kimliği, insanın doğayla beraber tekrar uyanışını ve yaşam için mücadele duygusunu sembolize eder. Kurt kendisine adanmış bir hayvandır. Kurt aynı zamanda William Lilly’e göre de Mars etkisinde bir canlıdır. Sıcak ve kuru olan doğasıyla Mars, Koç Burcu’nun gündüz, Akrep’in ise gece yöneticisidir. Oğlak burcunda yücelirken, karşıtı olan Yengeç Burcu’nda düşük sayılır. Boğa ve Terazi Burçlarında ise zararlıdır. Bir gece gezegeni olan Mars, Satürn’ün bir alt seviyesi gibi çalışmaktadır. Satürn’ün aksine, tetiklendiğinde, anında tepki gösterebilmektedir.
Kırmızı rengin canlılığı, Mars’ta yaşam, kan ve cinsellik olarak anlam bulmaktadır. Cesaretiyle tanınan, cazibeli bir savaşçıdır. Savaş yeteneği kadar, aşk anlayışındaki tutkulu doğasıyla da rağbet görmektedir.
Roma Mitolojisi’ndeki Venüs ise, Yunan’da Afrodit olarak tanınır. Mars’ın vahşiliği ve yıkıcılığının aksine, güzeller güzeli Afrodit ılımlı ve uyumludur. Gecenin en parlak üçüncü cismi, Zühre ya da Çoban Yıldızı olarak isimlendirilmiştir. Sabah Yıldızı ya da Akşam Yıldızı olarak da tanınır. Ay’ın evreleri gibi döngüleri vardır. Yapısı itibariyle dünyaya benzetilen bu gezegenin atmosferi oldukça yoğundur. Bir gece gezegeni olarak Venüs, nemli ve soğuk bir doğaya sahiptir. Toprak, su ve Havayla yakından ilişkilidir. Terazi burcunun gündüz, Boğa Burcu’nun ise gece yöneticisidir. Balık’ta yücelirken, Koç ve Akrep’te düşük ya da zararlı sayılmaktadır. Yengeç Burcu’nda ise tüm güzelliğini sergileyecektir.
Denizin beyaz köpüklerinden doğduğu rivayet edilen bu altın Tanrıça, sevginin, romantizmin ve sevişmenin sembolüdür. Dişiliği, bereketli yapısını ve doğurganlığını da açıklamaktadır. Gül’e ismini veren Venüs’ün, kızgınlığı ve öç alma duygusu da oldukça korkutucu olabilmektedir.
Serçe ve güvercin kendine adanmış hayvanlardır. Kanatlı hayvanlar dediğimiz de ise Jüpiter aklımıza gelir. Venüs’ün Jüpiter ve Ay ile oldukça uyumlu bir ilişkisi vardır. Barışı ve dengeyi temsil eden bu kadının aşk öykülerinin sonu gelmez. Buna rağmen Adonis ve Ares Afrodit efsanelerinin unutulmaz kahramanları olmuştur. İbranice Tammuz (Temmuz) adının Yunanca karşılığı olan Adonis “efendi” anlamına gelmektedir. Dünyalar güzeli bu erkek yer altı dünyasının Persephone’u ve Aşk tanrıçası Afrodit arasında paylaşılamaz. En sonunda Afrodit’le kalmak isteyen Adonis, başta Ares olmak üzere, diğer bütün tanrılar tarafından kıskanılır. Bunun üzerine cezalandırılır. Bir yaban domuzu tarafından kasıklarından yaralanan Adonis feci şekilde can verirken, yardımına koşan Afrodit’in ayağına batan dikenle akan kanı, Adonis’in kanıyla karışarak, beyaz güle kırmızı rengini verdiği rivayet edilir.
Gel gelelim, zıtlıkları temsilen Venüs ve Mars birbirine oldukça büyük bir tensel çekim duyarlar. Öyle ki, bu sınırsız tutkudan büyük zararlar çıkabilir. Eril ve dişinin en keskin ayrımları mitolojide bu iki karakter tarafından temsil edilmektedir. Hepimizin bildiği üzere, zıtlıkların birbirine duyduğu karşı konulmaz çekim, sonunda onları bir araya getirecektir.
Afrodit ve Ares’in birleşmelerinden, biri Phobos (bozgun), diğeri Deimos (korku) ve bir de Harmonia (uyum) olmak üzere üç çocuk doğar. Bu birleşme oldukça büyülüdür. İki zıt kutbun çelişkilerinin tasviridir. Zapt edilmenin korkusu Afrodit’i sarmalarken, Mars’ın zaferi “eril” olanın uyumlanması gibidir.
Sonuçta bu iki gezegenin de kendine özgü “ışıkları” vardır. İkisi de gece gezegenidir. Biri Ateş, diğeri Toprak, su ve havadır. Yaşamın oluşması için ise mutlaka ateşe ihtiyaç duyulur. Bu sonsuz çekişme ve aşkın yanı sıra, Adonis karakteri Afrodit’in ulaşılmaz ve mükemmel aşkını sembolize eder. Adonis, dişi olanın yani Ay’ın, Güneşe duyduğu ilahi aşkın kusursuzluğudur. Ares’in baskıcı ve sahip olmak isteyen kimliği, Afrodit’i zapt etse de, kendisi Ay gibi değişken ve yoğun içselliğiyle Güneş’i, yani Adonis’i arayacaktır.
Bu özlem ve tutku dolu hikayeler içimizde kıvılcımlar yaratırken, tüm karmaşanın içinden sıyrılarak sevgiye yönelebilmek cesaret isteyecektir elbet. Gökyüzü bunca sisli ve kötümserken, her şeyin geçeceğini, daimi olarak kalacak yegane şeyin sevgi ve korku olacağını hatırlamak, korkunun karşısında duran cesaretin zarafetini size bir kez daha kanıtlayacaktır. Her kırmızı gül, yaşama ve aşka duyulan biricik sevgiyi temsil etmektedir. Issız adalarla dolu aşkın topraklarına, dikenlere meydan okuyan kalpler ekmenizi dilerim.
Sevgililer gününüz kutlu olsun…
© 2009 – 2010, AstroFaculta. Tüm hakkı saklıdır. Yazıların va tabloların isim ya da kaynak belirtmeden kullanımı yasaktır. Aksi halde davrananlar için yasal işlem uygulanacaktır.