Çağın Vebası ::Virüsler::Bitmeyen Savaş

tehtit

Kontrolsüz nüfus artışı ve 20. Yüzyılın “ruhsal çarpık” yapılaşması nedeniyle, günümüz biliminin bile çaresiz kalabildiği salgın hastalıkların artışına tanık oluyoruz. Son zamanlarda ise domuz gribi gündemimizi oluşturuyor. Maalesef daha önce de kuş gribi paniği yaşadık. Bütün bu salgınların ortak noktası ise, bulaşıcı bu hastalıkların grip mikrobunun farklı evrimleşmiş versiyonlarıyla ortaya çıkıyor oluşudur.


Kimilerine göre dünyanın sonunu getirecek, insanları yeryüzünden silecek afettir grip. Bunu konu hakkında farklı bir bakış açısı getirmek ve mundane astroloji hakkında bilgi sahibi olmanız açısından bir araştırma dosyası hazırlamaya karar verdim. Çünkü kuş gribi ya da domuz gribinden önce, bilim adamlarının 27 senedir ilacını bulamadıkları bir veba hala aramızda gezmekte. İlginçtir ki, AIDS, bağışıklık sistemini yok ederek, bir nevi grip ya da soğuk algınlığıyla ölüme sebep olan bir hastalıktır.


AIDS ilk olarak 5 Haziran 1981 yılında Los Angeles’taki 5 erkekte, daha önce rastlanmamış bir hastalık olarak tespit edilmiştir. Daha sonra 1985 Kasımda, hastalığın artışı ve şiddetli semptomları ortaya çıkmıştır. 1987 yılının 5 Haziranında ise HIV virüsü tanımlanmıştır. AIDS’in ilk olarak 1884 – 1924 arasında Afrika’da ortaya çıktığı öne sürülmektedir.


1884 yılına baktığımızda, karşımıza Plüton’un İkizler Burcunda başlayan transit evresi çıkmaktadır (daha önceki yazılarımda Plüton’un anlam ve etkilerini oldukça kapsamlı işlemiştim ) İkizler ve yönetici gezegeni Merkür, elektrik gibi, insanın da iletken yapısını temsil etmektedir. “İkizler” zıtlıkların bir araya geldiği insan doğasıdır, Merkür cinsiyetsiz ya da nötr kabul edilir. İetişim , ticaret, haberleşme gibi konuları kapsar. Kova’nın modern yöneticisi Uranüs’ün bir küçük versiyonu gibidir. Kova’da, ikizler de “insan” burçlardır. Medeniyetleri ve kültürleri temsil ederler.


Yer altı tanrısı Hades yeraltından çıkıp, 1884 yılında İkizlerdeki seyahatine başladığında, bir önceki Boğa dönemini kapatmıştı. Aynı süreçte eski dünyanın “kötüsü” Satürn’de İkizlerdeydi. İkizlerde insanlar yasalarla yapılanma evresine girdiler. İnsan hakları için mücadele verilmeye başlandı. Coca Cola girişiminin ve gramofonun icadının bu evreye denk gelmesi sektörleşme, reklam ve yaygınlık gösterme açısından ironiktir. Taşıt/otomobil, elektrik sektöründe keşifler yapılır ve bunun ardı arkası gelmez. 20 yüzyılı keşfeden adam olarak tarihe geçen Nikola Tesla ismi de çağa imzasını atar. Bütün olan biten her şey insanları ve kültürleri birbirine yakınlaştırır. Kozmopolit evrenin gizli düşmanı ise yine Plüton’dur. İnsanların stabil düşünceleri alt-üst olur, asla dengeyi amaç edinmediğimiz içinde yozlaşma görülür. İlişkilerdeki en derin yozlaşma durumu ise, bu evreye eşlik eden Uranüs Terazisidir!


Cüzamın M.Ö 1550’lerde Mısırdaki varlığı saptanmıştır (Plüton Boğa’da). M.Ö 62 civarında ise Roma’da ortaya çıkmıştır (Plüton İkizlerde!)


Plüton ölümün efendisidir ve ziyaret ettiği her burçtan kendi payına olanı almalıdır. Yakın geçmişte Plüton, Boğa’nın son derecelerinde bulunan sabit yıldızlar dolayısıyla, oldukça malefik sayılan bir “salgını” bir sonraki geçişine taşımıştır. AIDS.


Tarihte geriye gidersek, insanlığı derinden yaralayan, “kara ölüm” denilen vebaya rastlarız. 1300’lerde (Plüton Kova’da – yine insan ve medeniyet kavramları ortaya çıkar -) farelerden bulaşan bir hastalık olarak ortaya çıkmıştır (fare Satürn yöneticiliğindedir W. Lilly). Balık Burcu’nda Avrupa’ya yayılan hastalık, Plüton Koç’a geçtiğinde orta çağı kırıp geçirmiştir. 1352’de sadece Avrupa’daki ölü sayısı 25 milyonu geçmiştir. Aynı yıl Boğa’da Satürn Uranüs kavuşumuna rastlanır.


Plüton Oğlak kötülüğü, dünyanın ve onun üzerinde yaşayan canlıların yok olması, kirliliğin tehlikeli boyutlarda artmasını, yozlaşmayı ve güçlü olanın hayatta kalmasını öngörür. Doğal olanın zehirlenmesidir. Buna insan ve bedeni de dahildir.


Günümüzde ölüm dahi bir hastalık olarak görülmekte, ilacı aranmaktadır (DNA). Gökyüzü etkileri ise yakın gelecek için, şimdilik çözümsüz salgınlar öngörüyor. AIDS ise aktive olmayı bekleyen – hala ilacı bulunamamış – negatif potansiyellerden biridir.


Kova yöneticisi Uranüs bilgisayardakiler de dahil olmak üzere virüsleri temsil eder. Virüslerin yaygınlaşabilmesini sağlayan ortam şartları ise Balık yöneticisi Neptün ya da Jüpiter’le ifade edilir. Pluto ise bir nevi Mars’ın gelişmiş hali olarak Akrep burcunun modern yöneticisidir. Akrep cinsel organlarla ve ölümcül hastalıklarıyla ilgilidir.


41 ünlü ve AIDS nedeniyle hayatı sonlanmış datayı incelediğimde;


Lokomotif model görünümlü haritalar ağırlıkta,

  • Ay oriental %46
  • Güneş sabit burçlarda %51,
  • Pozitif (maskülen) burçlarda %53 dağılım göstermektedir. Hava elementinin oranı ise diğerlerine göre yüksektir. Bu tarif ise Kova Burcunu işaret etmektedir.
    • Aylara göre doğan kişi sayısı:
    • Ocak 4, Şubat 2, Mart 1, Nisan 4, Mayıs 7, Haziran 2, Temmuz 3, Ağustos 7, Eylül 2, Ekim 4, Kasım 4, Aralık doğumlu 3 kişi vardır.

Venüs toprakta %44

Venüs öncü burçlarda %44
Venüs negatif (feminen) %58 dağılımına sahiptir. Oğlak burcunu sembolize eden bu durum, Satürn’e istinaden Venüs’ü oldukça ön plana çıkarmaktadır.


Mars negatif (feminen) %55
Öncü burçlarda %34
Su elementinde %30 dağılımına sahiptir. Yengeç burcunu tasvir eden bu durum, Ay’ın konu itibariyle önemini ve Mars’ın zararlı yerleşimine dikkat çeker. Yaklaşık oranlar Mars Terazi görünümünü de zararlı bulmaktadır.


Jüpiter toprak ve hava elementinde %30
Öncü burçta %44
Negatif burçta %53 dağılımıyla Oğlak burcuna işaret eder. Yöneticisi Satürn ile açıları önem taşır.


Satürn negatif burçta %62
Sabit nitelikli %39
Toprak elementinde %39 Satürn’ün dağılım puanı, Boğa burcunu betimler. Yine Venüs karşımıza çıkıyor.


Plüton Ay açıları %34
Plüton Güneş açıları %43
Plüton Satürn açıları %30
Şiron Mars açıları %32
Şiron Jüpiter açıları %44
Plüton Venüs açıları %25 oranlarını göstermektedir.


Uranüs etkisini ise sabit yıldızlarla kavuşumunda görüyoruz (hesaplamalar kavuşum orbları dahilinde yapılmıştır);


Güneş 22.24 ve 28.13 derecelerde Akrepte,
Satürn 13.41 ve 22.24 derece Akrepte,
Uranüs ve Şiron 28.43 Akrep ve 02.39 Koç derecelerinde tehlikeli hastalık öngörüyor. Aynı şekilde Uranüs Boğa’nın 28.17 derecesinde hem tehlikeli hem de cinsel tercihlerle alakalı gibi görünüyor.


Neptün ve Venüs 26.38 Başak derecesinde,
İkizlerin 27.54 derecesine düşen Merkür ve Uranüs,
Şiron ve Ay 08.01 Aslan derecesinde,
Plüton 22.35 ve 28.43 Yengeç derecelerinde oldukça etkili görünüyor.
Venüs için ise şüphesiz 10.59 Oğlak derecesi haritaların ortak noktası gibi.


Bahsettiğim tüm oranlar astrolojinin istatiksel sonuçlardan yola çıkarak nasıl bir mantıkla işlediğini ve data sağladığını anlamanız açısından bir örnek teşkil edebilir. Dileyenler derecelere düşen sabit yıldızları araştırabilirler.


Özet olarak karşımıza çıkan verilerde Kova/Aslan ekseni aktiftir. Söz konusu haritaların çoğu maskulendir. %90 gibi bir kısmı eşcinsel olan dataya baktığımızda söz konusu işaretler hem bu durumu analiz eden, hem de kanla ilgili bulaşıcı hastalıkları genel olarak betimleyen bir tarife sahip oluruz.


Venüs Oğlak’ta, Mars Yengeç ve Terazi’de, Jüpiter/Oğlak konumu ya da Jüpiter’in kısıtlanacağı bir burçta yer alması, Satürn’ün Boğa burcundaki hasarı bize klasik bilgileri de onaylayan bir resim vermektedir. Plüton’un Oğlak ve Yengeç ekseni üzerindeki etkisi, Uranüs’ün iç gezegenlere yaptığı kareler de hesaba katılmaktadır. Aynı zamanda Uranüs ve Şiron’un konu dahilinde sabit yıldızlardaki etkilerini de oranladım.


Plüton şiddetli ölümlerle ilgilidir. Çok ilginçtir ki bu tarz haritalarda, Plüton’un Güneş ve Ay’a yaptığı sert açılara rastlanır! Yine Ay Yay’ın belli derecelerinde cinsel tercihlerle alakalıdır.


Venüs, yakınlıkla, birliktelik ve paylaşımla ilgilidir. 5 duyu organını yönetir. Genel olarak sağlıktan sorumludur. Venüs’ü insan metabolizması olarak nitelendirebiliriz. (Tarihteki Boğa burcu evreleri insanın hayatta kalma çabasıyla ilgilidir. 1848 kolera salgını -Plüton Boğa’da- kolera dönemlerinin en çok can alan evresi olmuştur).


Plüton ise genel olarak kan ve cinsel organ hastalıklarıyla ilgilidir. Uranüs ve Merkür virüsleri temsil eder, taşıyıcıdır. Şiron iyileşmeyen yaralar olarak betimlenir. Haritalardaki malefik evlerin (6,8,12) yöneticileri ve konumları bu şekilde incelenmelidir.


Kova/Aslan kadar Akrep/Boğa ekseninin önemi de dikkat çekicidir. Yengeç/Oğlak temalarını da hesaba katarsak bu taslak bize gezegen konumlarının tarihte insanları ve medeniyetleri derinden sarsan/değiştiren zamanların kaba taslağını verir. Hastalıklar kadar savaş da, kanla(ölümle) ilgilidir ve fikirler bulaşıcıdır!


Kova, Aslan, Akrep ve Boğa sabit burçlardır. Ana fikirdir, inşaatın temeli, iskelet kısmıdır. Koç, Yengeç, Terazi ve Oğlak öncüdür. Hareketi ve değişimi betimler. Dengelerin alt-üst oluşudur. İkizler, Başak, Yay ve Balık ise iletkendir. Ana iskelet üzerine inşa edilecek yapının özelliklerini belirleyen inşa gücüdür. İnsan ve kitle enerjisidir.


18 Nisan – 13 Eylül 2010 tarihleri arasında
aktive olacak Jüpiter Satürn karşıtlığı, 2000 yılındaki Satürn/Jüpiter Boğa’daki kavuşum konularını tetikleyecektir. 2000 yılında ortaya çıkan “ILOVEYOU” virüsünü anımsarsınız. Yine bahsettiğim tarihlerde herhangi bir virüsün aktive olması olasıdır! 2000 yılı, AIDS’in de en yaygın yılıydı! Ortalama 30 milyon kişinin canına mal olmuş bu virüse hala çözüm bulunamamıştır. 2002 yılında ise SARS virüsüyle kayıplar verdik. Bu virüslerin tümü soğuk algınlığı ya da griple alakalıdır. Hepatit de kan ve mikroplar yoluyla bulaşan bir hastalık olarak karşımıza çıkar. Hepatit çeşitlerinden bazıları kronikleşmiştir ve ilacı bulunamamaktadır. Plüton Oğlak dönemi, oluşan kirlilik, suların kirlenmesi, 2010 yılında Neptün’ün, Jüpiter’in Balık Burcu’na geçişi negatif bir “salgını” tetikleyecektir. 21 – 22 Temmuz 2010 tarihlerinde felaket haberleri alabiliriz!


2010 Nisan ve Eylül dönemi arasında gerçekleşecek tam Güneş tutulması ise öylesine etkilidir ki, hem bir depremi öngörmekte (daha sonraki yazılarımda değineceğim) hem de kitleleri etkileyecek salgın potansiyeli göstermektedir.


AIDS’in ve bu hastalığa bağıntılı olan virüslerin aktive olması ise 2012 Ekim ayı itibariyle başlayacaktır. 2012 bu anlamda çözümsüz ve çaresiz kaldığımız bir evrenin ilk adımı gibidir.


2008’den itibaren dünya topraklarında gezen ölüm tanrısı Plüton, yer altı kaynaklarını ve buna bağlı kirliliğin sorumlusudur. Çok nadide hayvanların bile soyu tükenmiş, tükenmektedir. Kutupta şimdiye kadar gözlemlenmiş en büyük buz kırılması tespit edilmiştir. Doğa yavaş yavaş yok olurken, bizim doğanın canlılarıyla betimlediğimiz insani özelliklerimiz de bir bir kaybolmaktadır. Tek çözüm ise kişinin kendinden sorumlu  bir dünya vatandaşı olmasıyla alakalıdır. “Ama …”diyorum bazen; “eğer bu herkes için geçerli olsaydı, gezegenlerin bize vereceği acı dolu derslere gerek olur muydu?


Ama maalesef insanın evrimleşmesi hala süregelen bir döngüdür. Belki de başa dönüp sürekli kendimizi tekrar etmekten ibarettir. Ama ya tek hayat varsa, ya kafamızı bulandıran tekrar dünyaya gelmek gibi konuların dışında, ya sadece yaşayacak tek ve biricik bir hayatımız ve dünyamız varsa?


Herkesin korunmasını, ama en çok “korumasını” temenni ederim. Yaşamda insanın önemini, geri kalan diğer “her şey” belirlemektedir.

17 Mayıs 2009

Kristin Demirci

© 2009 – 2010, AstroFaculta. Tüm hakkı saklıdır. Yazıların va tabloların isim ya da kaynak belirtmeden kullanımı yasaktır. Aksi halde davrananlar için yasal işlem uygulanacaktır.

  1. Klasik Müzik tarihinde bir dönemin ismi: David Helfgott
  2. Satürn Terazi Burcunda – Ekim 2009/2012 Dönemi
  3. 2010′a Genel Bakış – Başlıca Transitler
  4. Evrimin Değişmeyen Teması :: Korku ::
  5. 9 Şubat Yarı – Gölgeli Ay Tutulması


14 Yorum “Çağın Vebası ::Virüsler::Bitmeyen Savaş”

  1. rozi diyor ki:

    kaçınılmaz ölüm hepimize uğrayacak zaten:) eline sağlık Kris. çok kapsamlı olmuş, ingilizcesini çevirip yurtdışı dergilere gönderebilirsin, harika bir araştırma bence.
    Rex Billis viruslerin yoneticiligini Pluton a vermis bu arada:)

    rozi

  2. AstroFaculta diyor ki:

    Canım benim çok teşekkür ederim, önerini değerlendireceğim. Kapsamlı örnekler ve eklemelerle, çevirip yayınlanmasını önerebilirim. Güzel fikir gerçekten de!

    Rex Billis yanilmiyormus, Plütonun yeni tasarım virüsleri yeryüzünde (Oğlak – Satürn) dolaşmaya başladı bile. Maalesef…

  3. Damla diyor ki:

    Kristin, yine binlerce bilgi vermişsin, ellerine ve yüreğine sağlık. Tabi bunları anlayabilmem için seninle yine binlerce seans yapmamız gerekecek:)
    XXX
    Damla

  4. AstroFaculta diyor ki:

    Teşekkür ederim canım, olur yaparız! :)

  5. Cemile diyor ki:

    Kristin’ciğim soluksuz okudum desem yeridir. Rozi’ye katılıyorum, mutlaka gönder.
    Sevgiler.
    Cemile

  6. AstroFaculta diyor ki:

    Teşekkür ederim Cemile, zaman ve fırsat yaratabildiğim zaman diyelim :) Hoş kal

  7. IXION diyor ki:

    Ben farelerin, satürn olduğuna inanmıyorum. Fare zeki, kıvrak ve genetik yapısı insana çok benzeyen bir hayvan. Merkür özellikleri gösteriyor yani. Merkürün güneşe en yakın gezegen olması, farelerin insana benzerliğide bundan geliyor olabilir.Fare, tarlada yada evlerde yiyeceğini arar ve neticede hırsız olarak bilinir.Kötü açılanmış merkürün de hırsızlık özelliği ortaya çıkardığını biliyoruz. Yalnız, tükürüğünde narkoz etkisi olması, neptün etkisini hatırlattı.
    Zaten veba da dediğiniz gibi balık burcundayken yayılmış.
    W.Lily, acaba kemirgen ve keskin diş yapısı oldupu için mi satürn olarak gördü ?

  8. IXION diyor ki:

    Herşeyden önce, yine ilgi çekici ve düşündürüzü bir astrolojik araştırma yazmışsınız.Pluto oğlak gibi bizi dünya tarihinde gezdirdiniz =)
    Domuz gribinin tekrar dünya gündemine geldiği ilk tarih, 24 şubat 2009 Tlalpan / Mexico. Güneş, ay, uranüs balıkta,
    Neptün, mars, merkür, jüpiter, kuzeyaydüğümü kova da,
    Venüs koç, Pluto oğlak, Satürn başak.
    Merkürün, kovadaki 3 gezegen ve k.a.d. ile kavuşumda olması hastalığı hızla yaydı.
    Domuz gribinden ilk ölüm vakası, 13 nisan 2009 Oaxaca / Mexico
    Güneş koç, ay yay,
    Venüs, uranüs, mars balık ta, mars ile satürn 180
    Jüpiter ve neptün kavuşum kova,
    Merkür boğa da.
    Şimdi sizin verdiğiniz istatistiklere bakıyorum..
    Ben pluto yu ölümcül salgın hastalıklar, petrol, azınlıklar (plutonun gezegen statüsünden çıkarılıp sonrada yeni keşfedilen gezegenlerin plutoyla anılması)
    olarak düşünürüm.Satürnden koparak oluştuğu teorisi de sizin yazınızı okuyunca daha ilginç gelmeye başladı.

    En nihayetinde dediğiniz gibi, jüpiter ve neptün balıkta, uranüs koç satürn terazi, domuz gribinden başka bir virüsün ortaya çıktığı söylentilerinin yayıldığı şu günlerde 2010 da bize ne getirir…
    Sağlıklı mutlu günler diliyorum =))
    Teşekkür ediyor ve yeni yazılarınızı bekliyorum.

  9. IXION diyor ki:

    Unuttuğum bişey var =) Data bilgileri nereden aldığınızı öğrenebilirmiyim ?

  10. Kristin Demirci diyor ki:

    Yorumlarınız için teşekkürler. Farelerin Merküriyen özelliklerine değinmişsiniz. Gayet makul, oldukça da zeki hayvanlar. Ama yeraltında yaşıyor olmaları, gizli pis yerlere kolayca uyum sağlamaları Saturn/Pluto’yu akla getiriyor. Fare hayatta kalmayı başarabilen bir hayvandır, yine akla Saturn geliyor. Kemirgen ozelligi daha cok Mars’a atfedilebilir. Neticede bir çok Astrolog, farklı yöneticileri benimseyebilmektedir.

    Datalar için astrotheme tarzındaki siteleri kullanabilir, karşılaştırmalar yapabilirsiniz.

    Sevgiler

  11. IXION diyor ki:

    Doğru haklısınız, aslında bir fare haritası çıkarmak gibi bişey.=)) Ben diş ve iskelet yapısını yönettiği için satürn olarak mı düşündü acaba demiştim.Bugün yarasalarla ilgili bir program izledim.Transit ay akrepte.Yarasalar uçan farelere benziyor dedi, belgeselci. İzlerken aklıma lilith geldi, mağaralardan yerin altına giderek inmeleri.Haklısınız, yarasa da fare de en çok korkulan, tiksinilen hayvanlardan, ikisi de yer altında yaşıyor.Pluto ve akrep burçları da genelde böyle bir ön yargıyla karşılanıyorlar.Halk arasında da rüyada fare görmek için dedikodu denilir, ikizler etkisi.

  12. Kristin Demirci diyor ki:

    Sevgili IXION, domuzun kültürdeki ve mitolojideki yerine dair link göndermişsiniz. Siteye göz gezdirdim ve çok fazla “kişisel” çıkarıma rastladım. Kaynak olarak göstermeyi doğru bulmadığım için yayınlamadım. Umarım anlayışla karşılarsınız. Rüyada fare görmek “düşman” anlamına gelir diye, duymuşluğum var :)

    İyi çalışmalar

  13. IXION diyor ki:

    Merhaba Kristin,
    Yayınlamanız için diil, belki ilginizi çeker okursunuz diye linki verdim.Dediğiniz gibi kişisel çıkarımların olduğu bir blok, özellikle dinle ilgili diğer yazılarında daha fazla.Biz okur, süzeriz, kendi kafamıza yatanı alırız =))Fare için evet, daha çok dedikodu denildiğini duydum, içten içe sinsi düşman da yorumlayanlar var.Fareden çok bahsettik, amaaan çağırmayalım =))

  14. Kristin Demirci diyor ki:

    Yalan, yanlış çok fazla bilginin yayıldığı bir çağdayız. Sosyal açıdan ise Ruhsal anlamda kendimizi bütün bu bilgi yığınına açmak için yüreklendiriyoruz. Bir sınırsız evren kavrayışı söz konusuyken, aslında kimi kişisel prensipler ve netlikler benimsenmeden, asıl ulaşılması gereken bilgi bu yığından süzülemeyecektir. Bir yanlış, diğerini doğurmadan evvel bilginin üstünde (olabildiğince tarafsız) düşünmek/süzmek/sunmak gibi sorumlulukların bireysel olarak üstlenilmesi gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle anlayışınıza minnettarım.

    Keza “rüyada fare görmek” konusunu aratarak sitemize ulaşan okuyucuları da hayal kırıklığına uğratmamız gerekiyor, üzülerek!

    :) Sevgiler

Yorum yap