SEMBOLLERİN SİMETRİSİ – TUTULMALAR
Ay tutulması ruhun derin sarsıntılarına dairdir. İçseldir, kişisel seviyelerde etkilidir. Dolunay görünümündeki, Ay tutulması, Güneş tutulmasının hoş karşılanmayan habercisidir. İnsanlığa uğradığı her seferde şöyle der gibidir:
“Güneş’in ışığını yutacağım, böylelikle siz gün ortasında karanlığı anımsayacaksınız…”
Ay Astroloji’de Erkeğin sol, kadının sağ gözüdür. Güneş ise Kadının sol, erkeğin sağ gözünü temsil eder. Bu bilginin kökeni, eski Mısır ‘a kadar uzanır. Horus’un gözü olarak bilinen ünlü imge iki farklı şekildedir. Sağ göz Ra’yı yani Güneş, sol göz ise Toth’u yani Ay tanrısını sembolize eder. Sembolik gözler neyi görmemizi istemektedir?
Ay insanların genelini, halkları betimler. Güneş tutulduğunda insanlar (Ay) göğe bakar ve bir oluşuma tanıklık ederler, “karanlık taraflarına”.
Aslında hoş karşılanmayan haberci, bizim kendimizle yüzleşmemizdir. Bu nedenle, tutulmalarda “gerçekler” ortaya çıkar deriz. Bir döngü açılır ya da kapanır. Ayrıca karanlık neye gebedir, bilinmez.
Tutulma kişisel seviyelerde bilinçaltının “izbe” korkularını gerçek kılmaktadır. Dünyevi anlamda da çok farklı değildir. Antik çağlarda kralın (Güneş) ölümü (Ay’ın Güneş’in önünü kapatması) anlamına gelirdi. Halk (Ay) için en büyük korku, bütünlüğü sağlayan kralın (Güneş/ışık) ölmesidir. Ay, Güneş olmadan, görünmez olurdu.
Medeniyetlerin mirası olarak günümüze ulaşan Ay ve Güneş sembolleri insanoğlunun en büyük korkularını perdelemektedir. En kontrol edilemez oluşum doğadır. Günümüz teknolojisiyle bile insanlar doğal felaketlere karşı savunmasızdır.
İçsel sarsıntılarla başlayan yeni yıl, maalesef bir büyük depreme daha gebeydi.
Görmek dedik, eski insanlar, ancak karanlığı “görebildiklerinde” felaketlerin onların başına geleceğinden emin oluyorlardı. Görmek… Batı Astrolojisi hala bu mantığı kullanmaktadır. Güneş tutulmasının izlenebildiği yerler tehlike altındadır.
HAITI DEPREMI – 12 OCAK 2010
DEPREM ANALİZİNDE KULLANILAN BAŞLICA VERİLER
Deprem ve yeryüzü hareketleri Plüton ve Uranüs yöneticiliğindedir. Satürn de toprak ve dünya ile yakından ilişkilidir. Etkili depremlerin oluştuğu yerlerin haritalarına bakıldığında, genelde 4. Evin ya da yöneticisinin zararlı bir etki altında olduğu gözlemlenmektedir. 4. Ev Yengeç’in güvenli topraklarını ifade etmektedir. Karşıtı olan Oğlak ve yöneticisi Satürn yeryüzünün temel değerlerinde oranlanmış yapı taşlarıdır. Boğa Burcunun da dünyevi oluşum ve değişimlere dair söz sahibi olduğunu biliyoruz.
Bütünlük, beraberlik duygusu güvende hissetmekle ilgilidir. İnsan tutunabileceği, sığınabileceği bu duygunun peşinden gitmiştir. Oysa her Güneş tutulması bize bunun bir yalandan ibaret olduğunu kanıtlamaktadır. İnsan için bu dünyada güvenli hiç bir yer yoktur. Her şey sarsılabilirdir. Yengeç/Oğlak ekseni bunu tam olarak ifade etmektedir. Yengeç, yaşadığınız evdir. Topraktır, güvende hissedilen yerdir. Oğlak ise karşıt konularıdır. Risk, tehdit, bölünebilirlik, yapının değerlerini sorgulayarak yıkımı ve yeniden inşa sürecidir. Tabii bu özellikle yengeç anlayışına göre böyledir. Yani ailemizin, halkımızın, güvenliğimizin topraklarımızın karşısında, Oğlak bireyseldir, eylemin (Mars) amacıdır (Satürn). Depremin de doğanın bir eylemi olduğunu hatırlayarak Mars’ı incelemeliyiz.
The Book Of World Horoscopes kitabını referans alırsak, Haitinin bağımsızlık tarihini 1 Ocak 1804 olarak uygulayabiliriz. Bilgiler net olmadığından, saat öğle 12:00 alınmıştır;
Haiti depremini, depremden önce gerçekleşen son Tam Güneş Tutulmasını temel alarak incelememiz gereklidir. 22 Temmuz 2009′da gerçekleşen bu tutulma, Maldivler, Pakistan, Hindistan, Nepal, Bangladeş, Filipinler, Çin’in merkez bölgesi, Pasifik okyanusunun Ryukyu adaları, Marshall adaları ve Kribati bölgesinden gözlenmiştir. Haiti Kuzey Pasifik ve Kuzey Atlantik’in arasında yer alır.
Haiti’nin natal haritasında Venüs, Merkür, Güneş, Şiron ve Mars Oğlak Burcunda bulunur. Bu nedenle Oğlak/yönetici Satürn, yine Karşıt teması Yengeç ve Ay ekseninde, dikkat çekici olacaktır.
Kombine edilmiş iki haritaya evleri hesaba katmadan (doğum saati net değildir) bakmamız gerekecek. 29 derecedeki Yengeç tutulması 6,5 dakika sürmüş ve son 5 asrın en etkili ve uzun Güneş tutulması olarak tarihe geçmiştir. Tutulma Haiti’nin topraklarında tehdit ve kriz alarmı vermiştir. Bir diğer hassasiyet gösteren nokta ise Boğa (dünyevi oluşumlar) yöneticisi Venüs’ün Haiti’nin natal haritasında, Oğlak Burcundaki yerleşimidir. Tutulmanın Venüs’e partil karşıt açıda oluştuğunu görüyoruz. Toprakları ve buna dair ekonomi (Venüs) tehlike altındadır. Plüton henüz Oğlak burcuna geçmiştir ve Jüpiter zararlı olduğu Kova’da Şiron ve Neptün’le kavuşarak geri gitmektedir.
Neptün sular ve sudan gelen felaketlerle alakalıdır. Özellikle ada ve ada grupları olarak tanımladığımız yerleşimlerdeki felaketleri incelerken Neptün’ü göz ardı edemeyiz. Tutulma haritasında bir de partil Neptün/Neptün karesi bu nedenle dikkat çekicidir. Transit Plüton ile natal Satürn arasında 2 derece orbla gerçekleşen bir kare vardır.
Plüton tutulmada 1. derece Oğlak’ta geri gitmektedir. Sinsi ve pusuya yatmış bu enerji, Haiti’nin 3 derece Oğlak’ta bulunan Mars’ını çok şiddetli şekilde harekete geçirmeden önce, 6 ay geçmesi gerekecektir! Nitekim 12 Ocak 2010 tarihinde saat 16:53′de sahil şehri olan Leogane merkezli deprem anı haritasında, transit Plüton Haiti’nin natal Mars’ı ile partil kavuşumdadır. Bu da yetmez, Plüton 3 derece Oğlak Burcuna gelmekle, Satürn/Satürn tam kavuşum yaşamakta olan Haiti’de, askıya aldığı süreci tamamlar ve deprem zamanı Satürn’e partil karesini gerçekleştirir!
Haiti’nin Oğlak burcu olduğunu, burada bulunan gezegenlerle beraber Oğlak ve yöneticisinin vurgulandığını söylemiştim. Deprem anında Güneşin ve Venüs’ün 22 derece Oğlak’ta olduğunu görüyoruz.
Kombine üç haritayı incelediğimizde (en içerdeki harita Haiti, ortadaki tutulma, dıştaki ise deprem günü haritasıdır.)
Neptün karesi negatif değerini muhafaza ederken, Uranüs’ün Neptün’e üçgeni, doğanın değişen yüzüdür. Belki de depremin ardından oluşabilecek tsunami riski Uranüs sayesinde yön değiştirdi. Transit Jüpiter’in natal Jüpiter’e üçgeni ise (transit Kova’da olması nedeniyle) oluşabilecek daha da abartılı bir felaketi engellemiş gibi görünüyor. Yani bu felaket portresinde, Jüpiter’in güçlü olduğu konumda bulunmaması, yıkımın coşkun doğasının bir nebze önüne geçiyor. Bu kadarına bile talih denebilir mi?
İnternet üzerinde çok farklı bakış açılarına rastlayabilirsiniz. Haiti depremiyle ilgili olarak Jüpiter, Neptün, Şiron kavuşumu sebep olarak gösterilebilir mi? Sadece etkili diyebiliriz. Ya da bir doğal felaketi yorumlamak için en yakın tutulmayı mı kaynak olarak göstermeliyiz? Her zaman olayın öncesinde gerçekleşmiş etkili derecedeki tam tutulmalar birincil olarak incelenmelidir. Daha sonraki yazılarımda Şili depremine ve belli doğa olaylarına değineceğim. Bu yazıyla beraber dünyevi olayları inceleyen Astroloji alanına genel olarak giriş yapmak istedim. Özellikle bu aydan itibaren Ekim ayına kadar sürecek şiddetli gezegen etkileri göz önüne alındığında, önümüzdeki dönem yorumlarımdan önce geçmişe gözatmanın faydası olacaktır. Nitekim 11 Temmuz 2010 tarihinde bizi bir diğer tam güneş tutulması bekliyor.
© 2010, Kristin Demirci. All rights reserved.
teşekkürler, emeğinize sağlık, şu günlerde hepimizi ilgilendiren konularda aydınlanırken, kendimi de test etme olanağı buluyorum. Sevgiler