Dünya Astrologlarından bazılarının hayranlıkla izlediğimiz, son derece faydalanabildiğimiz kimi projeleri vardır. Örneğin 1993 yılının başında üyeleri arasında Robert Hand, Robert Zoller ve Robert Schmidt’de bulunduğu “Hinsight projesine” başlanmıştır. Daha sonra Robert’lerin yolları ayrılsa da, projenin devamlılığı sağlanmıştır.
Projenin amacı, eski Astrolojik yazıtların Yunanca, Latince, İbranice hatta Aramiceden çevrilmesini sağlayarak Helenistik dediğimiz Batı Astrolojisinin temellerini araştırmaktır. Neticede “Hermes Sistemi” adını verdikleri bilgileri sunar, buna dair sayısız makale yazarlar. Aslında amaç Tropikal dediğimiz Batı Astrolojisi ve Doğunun Vedic’i arasındaki tarihsel etkileşimi analiz etme çabasıdır. Bu projeden önce, birçok kişi, Batı Astrolojisinin Vedic bilgilerinin manipülasyonu olduğunu düşünmekteydi. Çoğunlukla Arap matematikçi ve gökyüzü gözlemcilerinden geldiğine inandığımız bilgilerin, aslında Arapların Eski Yunan bilgileri kaynak olarak kullandıklarının da (M.Ö. 200 civarı) kanıtlanmasıyla, bu etkileşim konusu biraz daha netlik kazandı.
Helenistik çağ Batı Astrolojisinin köklerini temsil etmektedir. Hindsight projesinin çevirileri sayesinde elde edilen önemli bir bilgiden bahsetmek istiyorum.Yani 2000 yılı aşkın süredir kullanılagelmiş bir teknikten…
Astrolojiyle ilgili makaleler okurken, bazı terimlere rastlarsınız. Gezegenin yücelmesi, zararda olması, karşılıklı ağırlama, dekanatlar vs. gibi yüzlerce klasik bilginin mantığı neye dayanmaktadır? Cevabı Thema Mundi yani Dünyanın doğum anı olarak sembolize edilen Helenistik bilgidir. Bu bilgi tam olarak varsayımsal bir gökyüzü haritasıdır.
Görüldüğü üzere haritada yedi gezegen bulunmaktadır. Hepsi geleneksel yöneticileri oldukları burçlarda yer almaktadır. Yükselen Yengeçtir. Yani Zodyak Koç burcuyla değil ama Yengeç’le başlar. Eski bilgilerden günümüze gelen “Ay’ın insanoğluna, Satürn’ün Tanrılara açılan kapı” olduğu öğretisinin dayanak noktası da Thema Mundidir. Güneş’in haritanın alt küresinde bulunmasıyla bu bir gece haritasıdır. Öncü burçlar görüldüğü gibi, köşe evlerdeki varlığını muhafaza etmektedir. (Aslında Astrolojide ev bilgisi sonradan eklenen bir konudur. Örneğin Babil yazıtlarından elimize gezegen tabloları geçse de, evlerin anlamlarına dair bir bilgi bulunmaz. Ev anlamları, yükselenin keşfiyle gündeme gelmiş, belki de sayıların ve geometrinin de bilgisiyle geliştirilmiştir. )
Mısırlıların yeni yılı da yaz döneminde, Sirius yıldızının yükselmesiyle başlardı. Mısırlılar aynı zamanda gökyüzünü Koç Burcu sayesinde ölçüyorlardı. Onlara göre bütün günlerin en başında yani yaradılışın ilk anında Koç gökyüzünün tam ortasında duruyor (MC noktası – 10. ev) aynı anda Ay Yengeç’te, Güneş Aslan’da Merkür Başak’ta, Venüs Terazi’de, Mars Akrep’te, Jüpiter Yay’da, Satürn Oğlak’ta bulunuyordu. Mısır ve Helenistik bilgi arasındaki bağlantı aşikardır, nitekim varsayımsal haritanın 10. evinde de Koç Burcu bulunmaktadır. Haritada yükselen de dahil olmak üzere her nokta burçların 15. derecesindedir. Başlangıcı Koç Burcu yerine Yengeç Ve yöneticisi Ay ile betimlemesi dışındaki bilgilerin tümü, gezegen yöneticilikleri tablosuyla uyumludur (aralarında oluşturdukları açılara bakarak anlayabilirsiniz).
• Satürn ve Ay arasında 180′lik bir açı vardır. Ay yaşamsa, Satürn yaşamın karşısındaki ölümdür. Bu nedenle karşıt açı en kötücül açı olarak benimsenir.
• Örneğin Mars ve Güneş arasında 90′lık bir açı vardır. 90 derecelik açı Mars karakterindeki, ikincil kötücül açıdır.
•Jüpiter Güneş arasında 120′lik açı vardır, 120 derecelik açı Jüpiter karakterinde en büyük iyicil olarak kabul görür.
• Venüs Güneş arasında 60′lık açı vardır. 60 derecelik açı kalıbı Venüs karakterindedir, ikincil iyicil görünüm olarak uygulanır.
• Merkür 30′luk semi – sextile açısını Güneş ve Venüs arasında sağlarken, Ay’a ve Mars’a 60′lık açı almaktadır.
Karşıt Burçlar ve yöneticilerini de, yine açılarla sınayarak, temel bilgileri idrak edebiliyoruz.
Yöneticilikler konusunda gayet tutarlı kaynak sunan bu harita, evlere düşen burçlarla bizi şaşırtmaktadır. Bu noktada şunu hatırlatmak istiyorum, bu harita dünyanın doğum anı haritasıdır, çıkarılan her haritada yükselen ne olursa olsun Ay yardımcı yönetici olarak her zaman anlamlı olacaktır! Dünyanın yaradılış serüveni böylece ilgimizi başka bir yöne daha çekecektir. Nedir, ezoterizmin fazlasıyla esinlendiği, Kutsal Kitabın yaradılış bölümü!
1. gün : Tanrı, “Işık olsun” diye buyurdu ve ışık oldu.Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü ve onu karanlıktan ayırdı. Işığa “Gündüz”, karanlığa “Gece” adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ilk gün oluştu. – GÜNEŞ
2. Gün: Tanrı, “Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın” diye buyurdu. Ve öyle oldu. Tanrı gök kubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı. Tanrı kubbeye “Gök” adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ikinci gün oluştu. - AY
Helenistik varsayımsal harita bu noktada başlar. Göğün yaratıldığı gün!
3. Gün: Tanrı, “Göğün altındaki sular bir yere toplansın ve kuru toprak görünsün” diye buyurdu ve öyle oldu. Kuru alana “Kara”, toplanan sulara “Deniz” adını verdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü. Tanrı, “Yeryüzü bitkiler, tohum veren otlar ve türüne göre tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları üretsin” diye buyurdu ve öyle oldu. Yeryüzü bitkiler, türüne göre tohum veren otlar ve tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları yetiştirdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü. Akşam oldu, sabah oldu ve üçüncü gün oluştu. – MARS
Günümüzde kullandığımız Koç’u başlangıç alan harita bu yaradılış günüyle ilgili olabilir mi? Yeryüzünün yaratıldığı gün.
4. Gün: Tanrı şöyle buyurdu: “Gök kubbede gündüzü geceden ayıracak, yeryüzünü aydınlatacak ışıklar olsun. Belirtileri, mevsimleri, günleri, yılları göstersin.” Ve öyle oldu. Tanrı büyüğü gündüze, küçüğü geceye egemen olacak iki büyük ışığı ve yıldızları yarattı. Yeryüzünü aydınlatmak, gündüze ve geceye egemen olmak, ışığı karanlıktan ayırmak için onları gök kubbeye yerleştirdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü. Akşam oldu, sabah oldu ve dördüncü gün oluştu. - MERKÜR
5. Gün: Tanrı, “Sular canlı yaratıklarla dolup taşsın, yeryüzünün üzerinde, gökte kuşlar uçuşsun” diye buyurdu. Tanrı büyük deniz canavarlarını, sularda kaynaşan bütün canlıları ve uçan varlıkları türlerine göre yarattı. Bunun iyi olduğunu gördü. Tanrı, “Verimli olun, çoğalın, denizleri doldurun, yeryüzünde kuşlar çoğalsın” diyerek onları kutsadı. Akşam oldu, sabah oldu ve beşinci gün oluştu. – JÜPİTER
6. Gün: Tanrı, “Yeryüzü türlü türlü canlı yaratıklar, evcil ve yabanıl hayvanlar, sürüngenler türetsin” diye buyurdu. Ve öyle oldu. Tanrı türlü türlü yabanıl hayvan, evcil hayvan, sürüngen yarattı. Bunun iyi olduğunu gördü. Tanrı, “İnsanı kendi suretimizde, kendimize benzer yaratalım” dedi, “Denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, evcil hayvanlara, sürüngenlere, yeryüzünün tümüne egemen olsun.” Tanrı insanı kendi suretinde yarattı. Böylece insan Tanrı suretinde yaratılmış oldu. İnsanları erkek ve dişi olarak yarattı. Onları kutsadı ve, “Verimli olun, çoğalın” dedi, “Yeryüzünü doldurun ve denetiminize alın; denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, yeryüzünde yaşayan bütün canlılara egemen olun. İşte yeryüzünde tohum veren her otu ve tohumu meyvesinde bulunan her meyve ağacını size veriyorum. Bunlar size yiyecek olacak. Yabanıl hayvanlara, gökteki kuşlara, sürüngenlere – soluk alıp veren bütün hayvanlara – yiyecek olarak yeşil otları veriyorum.” Ve öyle oldu. Tanrı yarattıklarına baktı ve her şeyin çok iyi olduğunu gördü. Akşam oldu, sabah oldu ve altıncı gün oluştu. - VENÜS
Tanrı kadın ve erkeği sürüngenlerle aynı gün yaratıyor. Venüs’e şeytani yakıştırmalar yapan kimi felsefeleri gayet açıklayabilir. Örneğin şeytanın derdi insanın üstünlüğünü kabul edememesidir. Venüs’ün doğasında iyicil ve kötücül zıtlıklar barındırdığı bilinmektedir.
7. Gün: Gök ve yer bütün öğeleriyle tamamlandı. Tanrı yapmakta olduğu işi yedinci gün bitirdi. O gün işi bırakıp dinlendi. Yedinci günü kutsadı. Onu kutsal bir gün olarak ayırdı. Çünkü Tanrı o gün yaptığı, yarattığı bütün işi bitirip dinlendi. - SATÜRN
Verimsiz bir günü ifade eder. Belki de yaradılışın sonunda, bizi kendi halimize bırakmasını!
Haftanın günleri ve gün içerisindeki gezegen saatleri de hala aynı mantıktan yola çıkarak belirlenmektedir. Örn. Sunday – Güneş günü, Monday – Ay günü vs.Horary Astrolojisi gezegen saatlerine büyük önem verir.
Görüldüğü üzere, günümüz Astrolojisi sentezlenmiş ve doğaçlanarak geliştirilmiştir. Tek bir dayanak noktası yoktur. Dünyanın yaradılış anı varsayımları yukarıdaki grafikle de sınırlı kalmaz. Yaradılış anı hakkında farklı teoriler de vardır. Abu Ma’shar şöyle ifade etmiştir; Derler ki Tanrı Dünyayı yarattığında, Yengeç yükseliyordu ve Jüpiter’de Yengeçteydi. Satürn Terazi’de, Kuzey Düğüm ikizlerde ve Güney düğüm Yay’da, Mars Oğlak’ta, Venüs ve Ay Boğa’da, Merkür Başaktaydı. Bu açıklamalar bize yüceldikleri yerde bulunan gezegen konumlarını vermektedir. Hint Astrolojisine göre ise, yaradılış anında Güneş ilk ay durağında Sirius’un öncülüğünde parıldar. Ortaçağ filozoflarına göre ise Dünya yaradılışın 4. gününde ortaya çıkmıştır. Tanrı Güneş’i ilkbahar ekinoksuna Balık ve Koç arasına koymuştur. Fikirlerin ardı arkası kesilmez, kimisi bir haritaya dünyanın yaradılış anı derken, insanoğlunun yaradılışını bir diğer varsayımsal haritayla ifade edecektir! Sonuçta meseleyi derinlemesine araştırmak isteyen sonuca ulaşamaz ama rahatlıkla bir filozof olabilir!
Bu nedenle şimdilik kafamızı yaradılış efsanelerine yormuyor yöneticilik tablosunu ezberliyoruz!
| Gezegen | Yönetici olduğu burç | Zararda olduğu burç | Yüceldiği burç | Düşük sayıldığı burç | Verimli (hoşnut) olduğu burç |
| Güneş | Aslan | Kova | Koç | Terazi | Yay |
| Ay | Yengeç | Oğlak | Boğa | Akrep | Balık |
| Merkür | İkizler (gündüz), Başak (gece) | Yay (gündüz), Balık (gece) | Başak | Balık | Koç, Akrep, Oğlak ve Kova |
| Venüs | Terazi (gündüz), Boğa (gece) | Koç (gündüz), Akrep (gece) | Balık | Başak | İkizler, Yengeç ve Kova |
| Mars | Koç (gündüz), Akrep (gece) | Terazi (gündüz), Boğa (gece) | Oğlak | Yengeç | Aslan, Başak ve Yay |
| Jüpiter | Yay (gündüz), Balık (gece) | İkizler (gündüz), Başak (gece) | Yengeç | Oğlak | Boğa, Aslan ve Terazi |
| Satürn | Kova (gündüz), Oğlak (gece) | Aslan (gündüz), Yengeç (gece) | Terazi | Koç | İkizler, Başak ve Akrep |
Tüm Astrolojik bilgi ve öngörüler bu gördüğünüz tabloyu temel almaktadır. Tablodaki bilgiler dünyevi her konuyu kapsayan bir simetridir. Mutlaka ezberlenmesi gerekir. Gündüz ve gece olarak belirtilen yöneticilik, yine gündüz ve gece doğanların haritasında farklı önem ve etki sıralaması izleyecek demektir.
Bir de unutmadan, Astroloji o denli deneysel olabilmektedir ki, sözgelimi yaradılışın her gününü haritalara uygulayabilirsiniz!
Her gezegenin ayrı ayrı yükselene yerleştirilerek çıkarılan horoskoplar, gezegenin ifade ettiği konular dahilinde kapsamlı kişisel açıklamalar yapabilir! Buna Kuzey düğüm de dahildir. Doğum anı haritasındaki Kuzey Düğüm noktasını ASC’de uygulayarak bir sağlık haritası çıkarmış, potansiyel risk ve durumları öngörebilme şansına sahip olmuş olursunuz! ASC’de bir Güneş yerleştirmek genelde doğum saati belli olmayan haritalar icin uygulanabilmektedir. Genel – popüler – öngörülerde mevsimsel haritaları baz alarak aşağı yukarı bu şekilde uygulanır.
Astroloji son derece derin felsefelerden yola çıkar, başlangıcı her ne kadar temel öğretilerden oluşsa da, uygulayanın inanç , deneyim ve fikirleriyle yol almaya devam edecektir.
Kaynaklar: The book of world horoscopes
http://en.wikipedia.org/wiki/Thema_Mundi
http://www.azastrologers.org/Articles/NoblehorseThemaMundi.pdf
http://www.projecthindsight.com/index1.html
© 2010, AstroFaculta. Tüm hakkı saklıdır. Yazıların va tabloların isim ya da kaynak belirtmeden kullanımı yasaktır. Aksi halde davrananlar için yasal işlem uygulanacaktır.
.
Muhteşem bir çalışma. Tek kelimeyle bayıldım. Size katılıyorum.Zaten beni cezbeden de bu derin felsefeleri haritaya uygulayabilmek. Tasavvuf da bu noktada benim için en etkileyici yaklaşımlardan biri. Tüm tasavvuf kavramlarına göre gezegenleri anlamlandırmak benim için de çok ilginç oluyor. Ve yaşam en büyük anlama doğru yol alırken… Bu tablo hep bana “zararlı ve iyi olma hali neye ve hangi felsefeye göre belirlenmiştir?” diye sorduruyor. Eğer buna dair bir felsefi yaklaşım varsa bilmek isterim. Yoksa ben hayal dünyamda kendi öğretilerime göre bunların felsefesini yapıyorum…
Merhaba Ayşegül
Bu temel varsayımsal haritanın çıkış noktası, binlerce yıllık gökyüzü gözlemi olabilir. Semboller ilginçtir, tek bir sembolün içinde sınırsız bilgi bulunabilir. Gözlem olduğunu düşünüyorum çünkü gezegen yöneticilikleri teknik olarak gayet çalışmaktadır, anlamlıdır. Dünyevi olaylarla denendiği ortadadır. Yani bu varsayımsal haritanın bir dayanağı olmak zorundadır.
Dünyada bizden daha gelişmiş medeniyetler de yaşamış, zaman içinde yokolmuş da olabilir. Tarihimiz yazılı kanıtlara dayandığından, tespit edebildiklerimiz şimdilik bu kadar.
O yüzden yöneticiliklerin ezberlenmesini önerdim. Felsefe ve kişisel fikirler bu temel bilgilerden yola çıkarak şekillenirse, tutarlılık sağlanacaktır. Neticede geçmişin Astoloji bilgisi kendi mantığına sahiptir. Açıkçası yanıltmaz da. Günümüzde Satürn sonrası gezegen geçişlerini de dünyevi olaylarla bağdaştırmaya çalışmıyor muyuz? Belki çook ilerde bizim bilgilerimiz de bu şekilde kullanılacaktır.
Sevgiler
Eline sağlık yine muhteşem bir yazı olmuş:)
Astrolojiyi işte bu yüzden çok seviyorum..hayatın anlamı, başlangıcı, sonu bütün felsefesini kodlar şeklinde içinde barındırıyor. Bütün dinler,mitler, efsaneler aslında aynı şeyleri farklı dillerde anlatıyor da astroloji bunu açıklayan ortak bir dil gibi sanki..
sevgiler,
serpil