Zodyakın tekerleği 12 burç ve altı eksen üzerine inşa edilmiştir. Zıt burçlar bir eksenin iki kutbu gibidir, ve aynı eksen üzerinde farklı yöntemler kullanarak ortak bir tema üzerinde çalışırlar.
Her insan güneş burcunun tanımladığı hayat amacını gerçekleştirmekle yükümlüdür. Ancak bunun için sadece içinde bulunduğu burcun özelliklerini taşıması yetmez. Amacına nail olmak için gölgesiyle de kucaklaşması gerekir. Başka bir deyişle, ancak bulunduğu eksendeki diğer burcun özelliklerini kendi içinde varetmeyi öğrendiği zaman, büyük döngünün içindeki yolculuğunda bir adım ileri gidebilir. Altı eksenin tüm dersleri öğrenildiğinde ise, yedinci aşama yani varlığa dair tüm özellikleri özümseme seviyesine gelinmiş olacak ve evrenle bir’lik deneyimlenecektir.
Bu yazı dizisinin nüvesi, pek çok çalışmamda olduğu gibi, deneyimlerimin içinden çıktı. Çoğunuzun bildiği gibi ben bir Yengeç’im. Yaşamımın son iki yıllık devresi benim kişisel dönüşümüm için oldukça önemliydi. Bu devreden yenilenmiş ve güçlenmiş olarak çıkarken aslında tam bir oğlak gibi hareket etmiş olduğumu farkettim. Aynı dönemde çok sevdiğim bir Oğlak dostumun da, hayatta kalma stratejisi olarak Yengeç’liği benimsemiş olduğunu ifade etmesi, beni çok etkiledi. Tüm dünyanın hızlı bir değişim içine girdiği ve insanların bu değişim enerjisi ile birlikte akmak için çaba gösterdiği bir dönemde, dönüşümün anahtarını tanımlayan bir yazı yazmak bana, astrolojinin amacını hayata geçirmek açısından çok anlamlı geldi…
Eksenlerin dersleri ve burçların bulundukları eksendeki maceralarını altı bölüm halinde sizlere aktarmaya çalışacağım. Bu süreç içinde yazıların altına yorum olarak eklemek veya özel bir mesaj göndermek yoluyla – öteki olabilmek – konusunda yaşadığınız deneyimleri paylaşmanızdan mutululuk duyacağımı belirtmek isterim. Sonuçta hepimiz, denize akan nehirleriz ve birbirimizin yoluna saygı duymayı ve birbirimizin yaşamlarından dersler çıkartmayı öğrenmek için birlikteyiz.
Aslında yengeç ve oğlağın yer aldıkları 4.üncü ekseni paylaşmak için acele ettiğimi itiraf etmeliyim! Ama Zodyak’ın izini takip edip, bu bölümde Koç-Terazi ikilisinin derslerini içeren birinci ekseni anlatacağım.
1. BİRİNCİ EKSEN
Birinci eksen, Koç ve Terazinin bütünleşmesini temsil eder ve öğrencilerini Birinci ve Yedinci Evlerin Hayat Dersleri ile eğitir.
Birinci eksenin temel paradigması kendini varetmektir. Bu eksendeki burçlar var olabilmek için güç kazanmak ve hükmetmekle ilgili seçimler yaparlar. ‘’Ben Varım! Var mı buna bir itirazı olan?’’ diye kendini ortaya koyan Koç burcu ile ‘’Ben seninle varım ve seni anlamaya açığım’’ diyen Terazi bu ekseni farklı uçlarda deneyimler.
Koç’un temel güdüsü hayatta kalmaktır. Gücü sever ve güç sağlayan bütün araçları kendinde biriktirmeye gayret eder. Önderlik hevesini inkar etmez, hatta bu konuda alternatifsiz olduğunu zanneder. Uzlaşmaz tutumu ile herkes için en iyi olanı bildiğini ve onu takip ederlerse hepsini çıkışa götüreceğini iddia eder. Karizmasının zaaf göstermemeye bağlı olduğunu zannettiği için de, olduğundan daha kararlı görünür. Durup düşünmek, tartışmak ve başkalarının iktidara ortak olmalarına müsaade etmek yerine, aksiyonu devam ettirerek gündemi belirler.
Terazi ise Koç gibi engellerle savaşıp yolu açmaya değil, karşısındakinin gücünü kendi yararına kullanarak engelin içinden bir kapı açmaya odaklıdır. Üstün görünmek ve tehditkar olmakla değil yatıştırmak ve ikna etmekle ilgilenir. Kaba kuvveti pek yersiz bulur. O kadife eldivenin içindeki demir yumruk misali önderleri yönetir. Politik yaklaşımı ile, kendi düşüncelerini öyle bir empoze eder ki, duruma hükmettiğini zanneden kişi bütün o fikirleri kendi zihninden çıkmış gibi benimser. Farkettirmeden yönettiği kişinin, eylemleri sonucunda elde ettiği olumlu sonuçları alkışlayarak, aynı çizgide devam etmesi için onu teşvik eder. Hareketin içinde kaybolmadığından, olasılıkları değerlendirir ve tarafsızca ortaya koyarak liderin daha iyi kararlar almasını destekler. Bu yeteneği onu vazgeçilmeyecek bir partner ve güvenilir bir danışman haline getirir. Böylece gücün sağladığı konforun ve ayrıcalığın keyfini elini kirletmeden ve elbiselerini kırıştırmadan sürer.
Birinci eksendeki derslerini tamamlamak için Koç’un şunu farketmesi gerekir; İnsanlar bir öndere onların çıkarlarını temsil ettiğine inandıkları için bağlanır ve itaat ederler. İktidar hak edilmesi gereken bir ayrıcalıktır. Kendi çıkarları için kitlesini kullanan bir lider, bencil ve zalim olarak görülüp, ilk fırsatta alaşağı edilecektir. Akıl almayı, bilmediklerini sormayı, alternatif çözümleri değerlendirmeyi reddeden bir lider önünde sonunda hata yapacak ve gözden düşecektir. Peki ortada onu takip eden bir kitle olmadığında kim bir Koç’un lider kimliğinden söz edebilir?
İyi bir lider, farklı özellikler taşıyan birçok kişiyi aynı amaç altında toplar ve kendi liderliği üzerinde uzlaşmaya ikna eder. Vizyonunu kitleye kabul ettirirken, bunun dayanaklarını kitlenin ihtiyaçları çerçevesinde tanımlar ve başına geçtiği kişilerin kendi tercihleri doğrultusunda aksiyona geçtiklerini düşünmelerini sağlar. Sonuçta kitlenin her üyesi Koç’un liderliği altında kendi içindeki kahramanı farkeder. Yani Koç varoluş amacını gerçekleştirmek için aslında bir Terazi gibi davranmayı öğrenir.
Terazi ise hayatta kalmak için bazen elini taşın altına koyması, hatta kirlenmesi gerektiğini öğrenmeye ihtiyaç duyar. Bazen destekleyecek ve yönlendirecek birilerini bulup onlarla bütünleşmeyi, dengeleyici enerjisini onların amaçları doğrultusunda kullanıma açmayı ve onların kaynaklarını kendinin farzedip yaşamayı o kadar içselleştirir ki, bu bağımlı döngünün içinde hiç farketmeden kendi tercih ve tanımlarını kaybeder.
Yaşam çatışmayla beslenir. Yıkım enerjisiyle temizlenmemiş bir zeminde bazen yeni başlangıçlar yapmak mümkün değildir. Terazi çatışmayı engellediğini zannederek, değişimin önüne geçmeye çalıştığını, dolayısıyla aslında kimsenin göze alamadığı bir şeyi yapıp evrenin doğası ile çatıştığını farkedemez. Sonunda değişimin gücü onun zerafetle ve detaylı düşünülmüş stratejileriyle inşa etmeye çalıştığı barajları yıkıp, başardım dediği herşeyi önüne katarak yokeder.
Böyle yıkımların ardından Terazi birinin co-pilotu değil, kendi gemisinin kaptanı olmak durumunda kalır. O zaman da yaşadığı kararsızlık ve yönsüzlük duygusunu aşmak için bir Koç gibi düşünmesi ve ben kendi hedeflerimi belirleyip onları hayata geçirmek için çaba gösterebilirim demesi gerekir.
DEVAM EDECEK…
© 2010, AstroFaculta. Tüm hakkı saklıdır. Yazıların va tabloların isim ya da kaynak belirtmeden kullanımı yasaktır. Aksi halde davrananlar için yasal işlem uygulanacaktır.
.
4.ekseni paylaşmanı bende sabırsızlıkla bekliyorum:)
Bir terazi gibi davranırsam; başımın daha az ağrıyacağını ve şimşekleri daha az çekeceğimi anlamış bir koçum ben.
Tabi bir de uygulayabilirsem süper olacak:)
Eline sağlık Krsitin, yararlandım. Sevgiler, iyi Pazarlar.
Benim de işime yaradı : )
Teşekkür ederim.
emin olmamakla beraber kova olarak aslan eksenli mı oluyorum acep? büyük bir merakla kendi yazı dizimi bekliyorum ve seni çok öpüyorum tatlım:)
Bir Koç-Terazi olarak çok yararlandım; sonsuz teşekkürlerimle…
Zodyak burcu Koç, yükselen burcu Terazi olan biri olarak, bu ekseni çok güçlü deneyimlediğimi söyleyebilirim. Şimdi 30′larımın sonlarında 40′larıma girmek üzereyken, geriye dönüp baktığımda 30′lu yaşlarımı, Terazi özelliklerini içselleştirmemi isteyen yaşamın meydan okumalarıyla dolu görüyorum. Sanırım yer yer tökezlesem, yer yer dizlerimin üzerine yıkılsam da, son tahlilde oldukça başarılı bir sınav vermiş gibiyim ve 40′lı yaşlarım Terazi özelliklerini dana baskın deneyimleyeceğim bir dönem olacak gibi görünüyor.
Merhaba Kristin,
Terazi burcunda kızı olan bir anne olarak yazını ilgiyle okudum, teşekkürker.
Emine