Güneş Sistemimizin Yeni Sınırı: SEDNA

sedna Güneş Sistemimizin Yeni Sınırı: SEDNA

Pluto’nun keşfinden bu yana, bilim adamlarının çoğu bu yalnız gezegen Pluto’nun komşu gezegenleri Uranüs ve Neptün’ün yörüngelerindeki düzensizliğine neden olabilmesi için, oldukça küçük olduğu hakkında hemfikirdirler. Büyük bir gezegenin, bu iki gezegenin yörüngeleri üstünde böylesine bir çekim kuvvetine sahip olabileceği düşüncesi olası kabul edilirken Pluto söz konusu olduğunda, belki de başka bir gezegenin varlığı üstünde düşünülmekteydi.

Son olarak dünyadan yaklaşık olarak 13 milyar km uzakta gözlemlenen yeni bir gök cismi astronomlarca güneş sistemimizin 10. gezegeni olarak saptandı. Gezegen ilk olarak California’daki Mount Palomar gözlemevinde tespit edilmiş daha sonra bu gezegene eskimo mitolojisindeki “okyanus tanrıçası” olan Sedna’nın ismi verilmiştir.

Gözlemler sonucunda gezegenin yaklaşık olarak Pluto boyutlarında olduğu belirlenmiştir. (çapı yaklaşık 1, 180 – 2, 360 km)Astronomlar şu an için ellerinde Sedna’nın kendi uydusu olduğu yolunda kanıtlara sahip olduklarını söylüyor olsalar dahi, bunun doğrulanması gerekmektedir. Aynı zamanda Sedna oldukça parlak ve kırmızı bir gezegendir bu açıdan Mars’la benzeşmektedir.

Kuşkusuz bu yeni keşfedilen cismin bir gezegenin niteliklerine tam olarak uyup uymadığı yolundaki bir takım tartışmalar sürmektedir. Ama bunun yanı sıra bilim camiasının bir kısmı bu keşifle beraber güneş sistemimizin yeni sınırının belirlendiğini savunmaktadır.

Pluto’dan daha uzağa

Sedna 2003 VB12 olarak isimlendirildiği gibi aynı zamanda da şimdiye kadar güneşimizin yörüngesinde bulunan en uzak cisim olarak gösterilmektedir. Öyle ki bu gezegen Pluto’nun dünyaya olan uzaklığının neredeyse 3 katına eşittir.

Sedna 2003 Kasım ayında Mount Palomar gözlemevinin olanakları kullanılarak, California Teknoloji Enstitüsü , Yale ve Gemini gözlemevleri astronomları tarafından keşfedilmiştir. California Teknoloji Enstitüsünden araştırma bölümün başında olan Dr Mike Brown bu cismin ilk tespit edildiğinde bunun bir gezegen olduğunu inanmadığını söylemiştir. Bir gezegen yerine “gezegencik ya da küçük gezegen” anlamına gelen, yarı kayadan yarı buzdan oluşmuş “planetoid” tanımını önermiştir. Tabi diğer bir adım olarak bunun doğrulanması gerekmektedir.

Bilim adamları bu gezegenin kendi etrafındaki dönüş hızının nispeten yavaş olduğunu ve bu yüzden yörüngesi içinde bir uydusunun olma ihtimali üzerinde durmaktadırlar.

Tanagra Gözlemevinin bunu takip eden çalışmaları Sedna’dan gelen ısıl ışınımların üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu şekilde araştırmacılar Sedna’nın yüzeyinin yaklaşık olarak -240 derece olabileceği sonucuna varmışlardır.

Ne olursa olsun, Sedna’nın gezegensel statüsü doğrulandığında Astronomi Birliği, diğer gezegenlerin mitolojik isim uygunluğunu göz önüne alarak, tekrar tutarlı bir şekilde Sedna’yı ele almak isteyeceklerdir. Sedna ismi henüz resmi olarak kabul edilmemiştir.

Bu Astronomik bilgilerin dışında şunu söylemeliyim ki Sedna henüz keşfedilmemiş Transpluto(planet x) ile karıştırılmamalıdır. Çünkü Sedna’nın tesadüfi keşfi daha önce Transpluto için belirlenen karakteristik gezegen hareketleriyle uyuşmamaktadır. Yani Transpluto teorisinden yola çıkan araştırmacıların hedefi Sedna değildi. Tabi bunun doğruluğunu ilerleyen gelişmelerle göreceğiz.

Mitolojide Sedna

Sedna eskimo mitolojisindeki çok önem arzeden bir figürdür. Sedna mitinin bir kaç versiyonu bulunmaktadır ben burada sizinle tercih ettiğim bir tanesini paylaşacağım.

Efsaneye göre Sedna babasıyla birlikte yaşayan çok güzel bir eskimo kızıdır. Evlenmek için çok güzel olduğunu düşünmektedir, oldukça kibirlidir bu hanım kızımız icon smile Güneş Sistemimizin Yeni Sınırı: SEDNA Neyse, gel zaman git zaman Sedna, kamplarına gelerek , onunla evlenmek isteyen avcıları, kibiri yüzünden reddetmektedir. Ama sonunda babası kızına ;

“Sedna yiyeceğimiz tükeniyor, yakında aç kalacağız . Sana sahip çıkacak ve bakımını üstlenecek bir kocaya ihtiyacın var bu yüzden bundan sonra ki gelecek olan ve sana evlenme teklif eden ilk avcıyla evlenmek zorundasın. Sedna bunun üstüne babasını duymamazlıktan gelerek sudaki yansımasına bakarak saçlarını taramaya devam eder.

Bir zaman sonra Sedna’nın babası kamplarına yaklaşmakta olan bir avcı görür. Avcının yüzü kapalı olduğu halde üstündeki yumuşak kürklü giysiden hali vakti yerinde bir adam olduğu bellidir. Sedna’nın babası adamın yanına gider ve şöyle der :

“Eğer kendine evlenecek bir kadın arıyorsan benim çok güzel bir kızım var. Yemek yapabilir ve dikiş dikebilir, eminimki bunun yanısıra sana çok da iyi bir eş olacaktır. Velhasıl Sedna, isyan etmesine rağmen avcıyla birlikte yeni evinin yolunu tutmak zorunda kalır.

Sonunda bir adaya varırlar. Sedna etrafına bakar, bir uçurum ve sert kayalıklardan başka bir şey göremez, ne bir kulübe ne bir çadır hiç birşey yoktur. Avcı Sedna’nın önünde durarak kafasındaki başlığı çıkarır ve kötücül bir kahkaha atar. Sedna’nın kocası düşündüğü gibi bir erkek değil, kılık değiştirmiş bir kuzgundur. Sedna çığlık atar ve kaçmaya çalışır. Ama kuzgun onu uçuruma doğru sürükler.

Sedna’nın yeni evi sert ve soğuk kayalıkların üzerine öbeklenmiş hayvan tüylerinden ibarettir. Yediği tek yemek ise kuzgunun ona gün sonunda getirdiği çiğ balıklardır.

Sedna çok ama çok mutsuzdur. Ağlar ağlar ağlar ve babasına seslenir. Kuzey kutbunun rüzgarları kızının haykırışlarını ve ağlayışını babasına taşır. Kızı üzgün olduğu için kendini yaptıkları yüzünden suçlu hisseder ve kızını kurtarma zamanının geldiğine karar verir. Kızının yanına vardığında Sedna deniz kenarında duruyordur babasını görür görmez ona saarılır ve hızlıca kayığına tırmanır ve kürek çekmeye başlarlar. Saatler süren yolculuktan sonra Sedna döner ve uzakta, ufukta belli belirsiz uçan siyah bir nokta görür. Çok korkar çünkü gelmekte olanın onu arayan öfkeden kudurmuş kocası olduğunu bilmektedir.

Büyük siyah kuzgun okyanusun üstünde sallanıp duran kanonun üzerine çullanır. Sedna’nın babası küreğini alır ve kuşa vurmaya yeltenir ama ıskalar. Kuzgun saldırmaya devam etmektedir. Sonunda kuzgun kanonun yan tarafına sertçe çarpar ve daha sonra okyanusa doğru kanat çırpar. Tam bu sırada büyük bir fırtına kopmak üzeredir. Sakin kutup okyanusu, öfkeli dalgalarla bir o yandan bir bu yana sallanmakta ve kanoya vurmaktadır. Sedna’nın babası dehşete kapılmıştır. Sedna’yı kavradığı gibi kanonun diğer tarafına, okyanusun içine atar. “Al işte senin paha biçilmez karın!” diye haykırmaktadır. “Bana zarar verme sadece onu al.”

Sedna çığlıklar atarak, kuzey kutbunun buzlu suyunun içinde çabalanmaktadır. Kanoya doğru yüzerken vücudu giderek hissizleşmektedir. Sonunda kanoya doğru yüzer ve bir tarafından tutunur. Babası fırtınanın öfkesinden dehşete düşmüş halde, küreğiyle Sedna’nın kayığa tutunduğu parmaklarına sertçe darbeler indirmeye başlar. Zavallı Sedna’nın babasına yalvarmaları fayda etmez ve donmuş parmakları kırılıp okyanusa düşer. Parmakları suyun dibine doğru düşerlerken bir anda foklara dönüşürler. Sedna tekrar yüzerek kanoya tutunmaya çabalar ve babası tekrar küreğiyle kızının donmuş ellerine vurarak kırılmasına neden olur. Kopan uzuvları denizin dibine düşerken bu defa balinalara ve diğer büyük memelilere dönüşür. Sedna’nın artık savaşacak gücü kalmamıştır. Ve okyanusun dibine doğru batmaya başlar…

Sedna çektiği acılar sonunda yok olmamıştır. Bugün bile bir çoklarının inandığı denizin tanrıçası haline gelmiştir. Foklar ve balinalar ona her zaman eşlik ederler. Erkeklere olan öfkesini şiddetli fırtınalarla ve zorlu dalgalarla gösterir. Avcılar ona karşı büyük saygı beslemektedirler.Bir fok ya da balina yakaladıkları zaman ailelerini beslemeleri için onlara yemek veren Sedna’ya teşekkürlerini sunarlar.

Astrolojide Sedna

Sedna güneş sisteminin henüz keşfedilen yeni sınırı olduğu için bizden oldukça uzakta bulunmaktadır. Bu nedenle de çok yavaş hareket eder. Burç değiştirmesi ortalama 100 yıl sürer. 1865 yılında Koç’a geçmiştir ve 1966′dan itibaren Boğa’da hareket etmektedir.

Araştırma/Çeviri : Kristin Demirci

Post Footer automatically generated by wp-posturl plugin for wordpress.

  1. Güneş Sistemimizin Yeni Sınırı: SEDNA

2 Yorum

  1. rozi

    güzel hikayeymis Sedna:)

  2. Oldukça güzel bir o kadar da hüzünlü bir hikaye. Pluto ötesi gezegenin pek de hayrı olmaz onu anlıyoruz :)

Yorum yap