Sayfamın kendimle alakalı bu köşesinde, size bir özgeçmiş sunmaktan ziyade, Astroloji’yle nasıl tanıştığımdan bahsetmek istiyorum
Yanılmıyorsam 2003 baharıydı, çok sevgili, sevdiğimiz (!?) Satürn Yengeç Burcu’na girmek üzereydi. Korkunç olaylar yaşıyordum, ölümler, ayrılıklar derken çok üzgün bir Yengeç haline geliverdim. Yoğun bir depresyon hali ve hiç bir şey yapmamak sadece öyle durmak istiyordum. Hayatın benim açımdan kitlendiği, ne arkamı ne önümü görebildiğim çok karanlık ve yanlız bir dönemdi. Kendime sürekli soruyordum, “bunlar neden oluyor, neden bana oluyor?” Bir çözüm ve en çokta bir cevaba/cevaplara ihtiyacım vardı. Devam etmek için önümü görmek zorundaydım. Herşey bu kadar basit ve acı olmamalıydı..Derken sanırım bu çok yürekten arayışım “evren” de yerini buldu.
Bir gün -ki o günlerde Astroloji benim için 12 burç isminden ibaretti – internette dolaşırken – belki de bir cevap ararken ! – bir Astroloji sayfasına rastladım. Çok “sevgili” birinin (kendisi adını vermemi istemediği için buraya yazmıyorum). Yanlış hatırlamıyorsam o yılın transitleriyle ilgili yazıları vardı. Ve okumaya başladım, okudukça inanamıyordum, sanki benden bahsediyordu ve o anda içinde bulunduğum sürecin çok yakın bir tanığıymış gibi bahsediyordu benden! “AAA inanamıyorum” şeklindeki içsel nidalarımı takiben Sayın “Astro Hanım” a bir mail yazdım. İçeriğinin çok başarılı olduğundan bahsedip teşekkür ettim.
Aradan uzun bir süre geçmemişti ki, bir gün kendisi, içlerinde benim de olduğum kişilerin maillerini eklediği, bir Astroloji platformu oluşturdu. Baya kalabalıktık en başlarda. Burada “Sevgili Arkadaşım”ın gönüllü olarak ve hiç bir ücret talep etmediği, “Astroloji Dersleri” projesine başladık. Benim gibi herşeyden bi haber kişiler olduğu gibi, konu hakkında bilgi sahibi arkadaşlarımız da vardı. Yazışmalar süregelirken, “ben nerdeyim, bu terimler de neyin nesi, asla başaramayacağım, Satürn Yengeç’te zararlıymış hmm peki nasıl yani, yok yapamicam ben” gibi düşüncelere kapıldım. Astroloji sonunu göremediğim başka bir evrendi ve ben kendimi bu evrenin ortasında kaybolmuş hissediyordum. Yaşadığım evren ise hala karanlıktı. Zamanla bunu başarabileceğime inandırdım kendimi. Keyifli yazışmalarımız, paylaşımlarımız sürdü. Kendimi aylarca eve kapatıp sadece okuduğumu hatırlıyorum, binlerce sayfa okudum. Hiç durmadan. Okudukça kafam daha da çok karışıyordu çoğu zaman. Bildiğim bir çok şey vardı ama parçalar halindeydi, bir bütünü oluşturamıyordum. Derken bir gün, tesadüfi bir şekilde yine “kendisi” vesilesiyle bir harita üstünde sınandım. O bütünlük gözlerimin önündeydi ve içsel yansıması, kafamın içindeki puzzleın tüm parçalarını bir anda yerine oturttu. Bu nasıl oluyor bilmiyorum ama sanırım süreçle alakalı. O andan itibaren hayatım asla aynı olmadı. Ama bu yüzden “çok sevdiğim arkadaşıma” teşekkür ederim. Buna vesile olduğu, cevap arayan sesimi – ne şekilde bilmiyorum ama – duyduğu için.
En başlarda en kötü ihtimalle Astroloji bir hobi olabilirdi benim için. Bu asla gerçekleşmedi, aksine hayatımın tamamına kendini entegre etmiş durumda ve bundan oldukça hoşnutum. Astroloji kimi zaman geleceği görmek evet, kendini tanımak, potansiyelleri sorgulamak ve değerlendirmek. Ama astroloji en çok “önünü görebilmek” benim için.
Bir döngüler silsilesinin ortasında, kendi çapında dönen, aslında soğuk buz gibi, aslında kalbinin ne kadar sıcak olduğunu unuttuğumuz Dünya adı verilen bir yerde yaşıyoruz. Git gide yanlızlaşırken yolumuzu kaybedebiliyoruz, ya da birileri düşüncelerimizi kaçırıyor bilmediğimiz başka yönlere. Ama Astroloji tüm bunların süreçlerden ibaret olduğunu öngörebiliyor. Ve siz sevdiğiniz biri oldukça çaresizken, ona bunu tüm kalbinizle inanarak ifade edebiliyorsunuz! Herşeyin geçecek olduğunu ve bunun şu veya bu transitin bu şekilde şu zamanda sonlanmasıyla, evet aynen öyle ve aynen bunu bilerek, deneyimleyerek ve inanarak açıklayabiliyorsunuz. “Herşey geçecek” demek havada öylece asılı kalmıyor.
Ama bazen de çok fazla farkındalık ve “görmek” bu işi yapanlar için kaçınılmaz bir kendini sorgulama durağıdır. “Acaba hiç bir şey bilmeseydim daha mı iyi olurdu” diye sormak kimi zaman. Herşey gibi bu da bir süreç. Astroloji’nin ışığı altında, kısır zihniyetlere karşı ve aynı zamanda birikim adına verilen emek, gösterilen çaba söz konusu olduğunda, özellikle gerçekten severek yapıyorsanız bu işi, vazgeçmek imkansız hale geliyor.
Astroloji’nin gizemli süprizlerle dolu dünyasına girdiğinizde, bu sizi çok farklı şekillerde değiştirmekle kalmıyor, bir gün farkediyorsunuz ki çevrenizdeki herkes de sizinle beraber değişmiş! Farkediyorsunuz ki çevrenizdeki herkese bişiler öğretmişsiniz. Bunu bir gün babanız yanınıza gelip şöyle sorduğunda “kızım, merkür retrosu varmı havada, ona göre önemli bir imza işim vardı..” ya da sevgilinize neden kavga ettiğinizi, bunların periyodik kavgalar olduğunu, Ay’a bağlı olduğunu anlatmaya çalıştığınızda, bir süre sonra O bunu onaylayarak ” yahu şu Satürn Aslan’dan ne zaman çıkacak” diye sorduğunda anlıyorsunuz. Ya da siz ünlülerin dahi isimlerini hatırlamadığınız ama burçlarından emin olduğunuz zaman, yakınlarınızla TV izlemeniz dahi bir Astroloji sohbetine dönebiliyor. Kaldı ki şu aralar yaptığımız sohbetler kendini aşmış durumda. En son Osmanlı Devleti’nin Güneş’inin hangi burçta yeraldığı hakkında fikir yürütüyorduk. Hah kesin Aslan’dı zaten hem “Madonna da Aslandı dimiii?” şeklinde devam ediyor bu konuşmalar.
Bir de Astroloji’yi meslek olarak seçmiş insanlar için empati gibi bir getirisi yok maalesef, bunun sizin özünüzde/içinizde olması gerekiyor. Yapmacıklık, mecbur olmak gibi mazeretleriniz varsa bu işi yapamazsınız. İçinizin insan sevgisiyle dolu olması şart ki, çoğu zaman bunu para için yapmadığınızı, kişilerin haritalarına bakıp bütünleştiğinizde, onların acılarını hissettiğiniz zamanlarda hatırlayabilesiniz.
Sayfam henüz bir “bebek”. Zamanla o da büyüyecek, benimle, bizimle büyüyecek. Astrolojinin bir sınırı olmaması bana garip bir dinginlik veriyor. Kendi adıma en fazla “bir insan ömrü” boyunca öğrenmekten, uygulamaktan ve paylaşmaktan vazgeçmeyeceğimi biliyorum. Kendimi şanslı sayıyorum, “gökyüzüne bakmayı bilen” ve gördüklerine hayranlık duyan her insan gibi. Umarım yazılarım, düşüncelerim, size karanlıkta “önünüzü görmek” adına ilham verir, yardımcı olur, kaynak oluşturur bir gün.. Bir sürecin başında, ya da sonunda.
Hepimiz için ışık olsun dilerim.
Sevgiler
8/02/2007
istanbul