astroloji,burçlar,burç yorumları
Astroloji kanıtlanabilir bir kesinlikte işlemediğinden dolayı pozitif yani “müspet” bilimler tarafından kabul görmemektedir. Oysaki “bilim” dalları da diğer her şey gibi varoluş felsefesine dayalı gelişim gösteren araçlardır. Temel olarak hali hazırda “olan” şeyi kendine kanıtlama zorunluluğu duyan bilimin araçlarını kullanır bundan fayda sağlarız. Ama olan hiçbir şey “temelde” yeniden keşfedilemez. Bu vesileyle Astrolojiyi henüz onaylanmamış bir bilim dalı olarak alabiliriz. Belki de Astroloji’nin bilim dalları içindeki misyonu başlı başına bir X ‘dir. Hatta müspet bilime karşı çarpı şeklinde kocaman bir ayna tutan bir varoluş şeklidir. Varlığı ne inkâr edilebilir, ne de tam anlamıyla kabul edilebilir. Bu yüzden Astroloji inanç ile yakından bağlantılıdır. İnanç ve algı ise ruh bilimi içerisinde incelenen temalardır. Buna kapsamlı şekilde incelemiş olan kişi Carl Gustav Jung’dır.
Devamini okuJupiter Optimus Maximus yani “en iyi ve en büyük Jüpiter” tanrıların Kralı, Cennettin Tanrısıdır. Yunan Mitolojisinde Zeus olarak tanınır. Fırtına, yağmur ve şimşeğe hükmeder. Zaman Tanrısı Kronos’un (Satürn) en” hayırlı” oğludur. Jüpiter’in 2009 yılı boyunca Kova’da geçireceği süreçten elbette en çok Kova Burcu etkisinde olan kişiler faydalanabilecek. Daha sonra sırasıyla İkizler, Terazi ve Yay geliyor. Orijinal fikirleri, bireyselliği, bilimi, sosyal gurupları, organizasyonları, haktan yana olan tavır ve tartışmaları sembolize eden Kova Burcu 2009 senesi boyunca bu alanlarda oldukça aktif yönde gelişme gösterecek. 2008’de zorlu olaylar sonucu oluşan ruhsal değişimlerin ağırlığı bu yıl biraz azalacaktır. Geri planda yalnızlığa eğilim gösterseler bile, en kötü ihtimalle iş ve insan ilişkilerinde daha yapıcı, aktif ve sosyal olma zorunluluğu yaratan durumlarla karşılaşacaklar. Bu periyot
Devamini okuKoca bir seneyi geride bırakarak yepyeni bir yıla giriyoruz. 2008 bizi en çok ekonomik olarak köşeye sıkıştırdığı bir sürece taşıdı. Bunun en büyük nedeni Başak Burcu’nda hareket eden Satürn ve talihi temsil eden Jüpiter’in Oğlak Burcu’ndaki görünümüdür. Başak ve Oğlak toprak gurubu burçlar olmaları nedeniyle dünyevi olanla birebir bağlantılıdır. Bu bağlamda “maddeyi ve maddiyi” temsil ederler. Satürn bu pozisyonuyla dünyanın genel olarak çalışan kesimini mağdur etmiştir. Jüpiter ise Oğlak’taki görünümüyle tam olarak iyicil etkilerinden ödün vermiş, kendini “Satürn”ün” topraklarında nadasa bırakmıştır. Bunun yanı sıra Oğlak sınırında dolanan Plüton ( daha önce kapsamlı olarak incelemiştim) tüm bu talihsiz temalara genel anlamda karar veren “yargıç” rolünü üstlendi. 2009 ‘un 5 Ocak günü “iyi talih gezegeni Jüpiter” Kova Burcu’ndaki seyrine başlayacak Yıl boyunca
Devamini okuPlüton’un Yay’da geçirdiği sürecin sona ermesine bir yandan seviniyor, bir yandan sevinemiyor, yine üzülüyorum. Neden derseniz 1995 yılında Plüton’un Yay Burcu’ndaki seyahatine eşlik etmeye başlayan Kova Uranüs’ü en başta TV’yi bize bilgi aldığımız bir araç halinde sunuyordu. Yeni milenyuma girerken Yay’daki Plüton (seks, cinsellik temaları, aşırı uçlar, taraflar, kontrol) Uranüs Kova’sıyla birlikte kendini benimseten temaları TV’ye koydu ( Uranüs, teknoloji, TV, elektrik vb. ) Kova etkisiyle tüm bu olan biteni yeni deneyimler olarak algıladık. Haberdar olmak, merak etmek, maceraperest yaklaşımlar hepsi ekranda yerini bulmaya başladı. Kanallar arttı uydu yayınları yaygınlaştı vs derken 2003 yılında Uranüs Balık Burcu’na girdi. Balık geniş kitleleri ifade eder. Toplumun ve kitlesel kalabalıkların sembolüdür. Plüton yine Yay’dan Uranüs’ü desteklemeye devam ederken bu sefer insanların duygularını
Devamini okuSon günlerde herkesin diline dolanan, “bulaşıcı bir hastalık” gibi milyonları sarmalayan bir felsefenin ötesinde bir “öğreti” çekim yasası. Belki de yüzyılın son derece rövaçta inanç sistemlerinin temelini atan bir öğreti. Çekim Yasası, Secret, What The Bleep We Know kitap/filmleri bir zamanların “Da Vinci Şifresi” furyası tadı vermekte. Birçok doğru noktaya değinen bu öğretinin işe yaradığı şüphe götürmese de akla kader sorusu geliyor; İnsan kendi yazgısını değiştirebilir mi? Yeterince istemek/hayal etmek/hissetmekle bu mümkün mü? Doğum anımızın/haritamızın parmak izimiz gibi olduğu düşünüldüğünde, kader hakkındaki bu sorgulamalar klasik ve modern astrologlar arasındaki bitmek bilmeyen tartışmaları akla getiriyor. Haritamız yazgımız mıdır? Klasikçilere göre evet, kesinlikle. Modern bakış açısıyla ise asla, Astroloji sadece potansiyelleri öngörmektedir. Benim bakış açımı açıklamak
Devamini okuHaritalarında Venüs İkizler yerleşimine sahip insanlar genel anlamıyla nükteci ve zeki sohbetlerden, bilgi seviyelerini ve ilgi alanlarını ortaya koymaktan hoşlanırlar. İlişkilerde oldukça rahat tavırlar gösterir, bağlanmaktan kaçınırlar. Onlar için “ deneyim “ ön plandadır. İkizler değişken ve hava nitelikli bir burçtur. Bu yüzden Venüs’ün burada yerleşimi kapsadığı konular dâhilinde istikrar göstermez. Buna rağmen enerji iletişim alanlarında oldukça akıcı olacaktır. Aşk ve ilişkiler söz konusu olduğunda anahtar kelime “taktik” olarak ortaya çıkar. Doğum haritasında Venüs’ü İkizlerde bulunan kişi büyük bir coşku ve istekle birine bağlanabilir. Ama elde ettikten kısa bir süre sonra sıkılacaktır. Şu ana kadar incelediğim haritalar ve veriler kapsamında dikkatimi en çok çeken şey bu konumun kişiye çapkınlıktan ziyade “çift eşlilik” vermesidir. Kişinin genellikle partnerinin bilmediği bir
Devamini oku2006 sonunda başlayan talihsiz gökyüzü hareketleri bizi yaklaşık olarak 2 haftadır rahat bırakmıştı. Pluto’nun Galaktik Merkez’le kavuşumu, Satürn’ün Aslan Burcunda yerleşimi, daha sonra geri hareketi, Ay tutulması, Merkür Geri Hareketi derken gerçekten çok duygusal çalkantılar yaşadık. Her şey iyi gitmeye başlıyor diye düşünürken aslında henüz bunun bir başlangıç olduğunu bize 6 Nisan’ da başlayan diğer bir süreç hatırlatacaktır. Daha önce değindiğim Güneş Tutulması yazımdaki gibi su oranındaki artış, tutulumun Pluto’ya aldığı kare ve diğer şartların uygulanması Tsunami olarak ortaya çıktı bile. 6 Nisan’da Jüpiter geri hareketine başlamakla kalmayacak, buna aynı gün Mars Balık’taki ilk derecesine geçerek eşlik edecektir.Bu geçiş tutulum noktalarını aktif hale getirecek olması nedeniyle de oldukça önemlidir. Kişisel seviyelerde Balık, Yengeç, Akrep ve Koç etkisindeki kimseler genel
Devamini okuUzun zamandır üzerinde çalıştığım Pluto dosyasını en sonunda tamamlayabildim. Yükseleni Terazi olan biri olarak, 12. evimden yükselenle kavuşan bir Pluto’ya sahip olmak bu gezegene fazlasıyla tanıdık olma sebebimdir. Pluto’nun da çok belirgin etkilerini deneyimlemiş olmak bu dosyayı nazarımda daha da özel kılmakta. Eğer Pluto olmasaydı, yeniden yapılanıp devam etme gücümüz de olamazdı. Bu bağlamda “hayatta kalmayı” başaramazdık. Yıkımı kesin olarak vaadeden bu gezegen aynı kesinlikte bir yeniden doğuşu da ifade etmektedir. PLUTO :: Yeraltı Tanrısı’nın Yeryüzüne Çıkışı 1930 Şubat’ında Clyde Tombaugh tarafından keşfedilmesi bu gezegenin, asıl olarak Percival Lowell’in ölümünden önce Bode Formülü’ne göre “X” gezegenini arayışlarının bir sonucudur. Bu arayış çalışmalarına 1905 yılında Lowell önderliğinde başlatılmış, ölümünden sonra devam edilmiştir. Clyde
Devamini okuPluto Yay Burcu’nda 1995 – 2008 yıllarında Yay Burcu’ndan geçen Pluto elbette ki uluslararası terör ve dinsel tutuculuk konularını gündeme taşıyacaktır. Değişken bir Burç olan Yay kutuplaşma yaratır ve bugün “medeniyet savaşları” hakkında artık fikir sahibiyiz. Terörün kökeni bu yerleşim nedeniyle adaletsizlik olarak algılanabilir. Buna karşın Pluto Yay’da adaletsizlik konseptine uygun olarak kendi yöntemleri arayacak ve uygulayacaktır. Bir anlamda, müslümanların aşırı dinci bakış açıları ve terör, Amerika’nın büyük “satanist” sorunu ve aleni/aşırı cinsellik durumlarıyla bir tutulabilir. Türkiye’de 1995 yıllarından itibaren başlayan süreç PKK’nın sarsıcı şekilde gündeme terör konusunu getirdiği zamana işaret eder. Türkiye haritasında Pluto 7. evden geçerken bizim açımızdan önemli bir konumda sayılır. Natal Pluto’ya karşıt olacaktır. Gelişmeler açısından Dünyaya etkilerini
Devamini okuEinstein Pluto’nun keşfedildiği yıl olan 1930’da şöyle yazmıştır; “Deneyimleyeceğim en büyük güzellik gizemdir. Bu gizem gerçek sanatın ve bilimin kaynağıdır.” 1933 yılında ise Franklin D. Roosevelt şöyle demiştir; “Korkmamız gereken tek şey korkunun ta kendisidir.” Bu sözler Solar Sistemimizin sınırındaki minik gezegenin sembolik güçlerinden bazılarını açıklar niteliktedir. Güneş’ten bu denli uzak olan Pluto diğer yıldızlardan biri gibi görünsede Dünya’daki Astrologlar açısından önemi büyüktür. Pluto Servet, büyük zenginlik Tanrısı Plutus’la karıştırılsada, aralarında bir bağ vardır. Yine Pluto haritadaki bazı yerleşimleriyle kişiye büyük çaplı servet potansiyeli verebilmektedir. İlk keşfedildiği zaman ilk Jet uçağının yapıldığı evreye denk gelmektedir. Bunu takip eden 1 yıl içerisinde ilk en ilkel bilgisayar icat edilmiştir. Pluto’nun keşfiyle tarihte
Devamini oku
Takip et:
SON YORUMLAR