astroloji,burçlar,burç yorumları
Mitosa göre Jüpiter yani Tanrıların tanrısı Zeus ve zamanın efendisi Zeus’un babası Satürn her 20 yılda bir, bir araya gelirler. Henüz Satürn ötesi gezegenler keşfedilmemişken, bu bilgi öylesine önemliydi ki, kavuşum doğru etkiler altında gerçekleştiğinde, bir kralın ya da bir peygamberin doğacağına inanılırdı. Keza sulandırılmış modern astroloji zırvalarının ötesinde, klasikçiler bu birleşmeye hala büyük önem vermektedir. İki büyük ve zıt gücün herhangi bir Zodyak derecesinde bir araya gelmesi asla es geçilmemesi gereken bir gökyüzü hareketidir. Çünkü söz konusu kavuşum derecesi bir tutulma ya da transit tarafından tetiklendiğinde mundane olaylardaki tahminler daha net ve geniş açılımlar sunacaktır. Jüpiter Satürn kavuşumunun en genel anlamı sosyal reform olarak açıklanabilir. Her 20 senede bir meydana gelen kavuşum yeni bir döngünün bitimine, bir diğerinin başlangıcına işaret etmektedir.
Devamini okuEski zamanlarda, insanlar henüz geceleri etrafı aydınlatabilecek elektriğe sahip değilken, gökyüzünde sürekli şekil değiştiren “Gizemli Işığın” yani Ay’ın önemi çok büyüktü. Zifiri karanlıkları çekilir hale getiren Ay, uyumaya çalışan çocuklar için bir anne gibi koruyucu, gezginler içinse yollarına ışık tutan bir arkadaştı. Ay’ın hatıraları bir çoğumuzun çocukluk yıllarında da yer etmiştir. “Ay’daki adam”, “Ayın gülümseyen yüzü” gibi tabirler hepimize bir şekilde tanıdıktır. Eski Mısır’da Ay Min ya da Toth isimli erkek tanrıya atfedilmişse de, birçok kültürde Güneş’in ışığını yansıttığı için “pasif, dişi” olarak betimlenir. Mitolojide Artemis, İsis, Diana ve Selene gibi isimler Ay Tanrıçaları olarak karşımıza çıkmaktadır. Ay’ın hareketleri ruhsal durumumuzu ve duygularımızı direkt olarak etkilemektedir. Örneğin her ay, üç karanlık geceden sonra beliren yeni ay
Devamini okuGezegenlerin yönetici oldukları burçlardaki yerleşimi oldukça dikkat çekici nitelikler taşır. Beni bunlardan en çok etkileyenlerden biri Mars Koç yerleşimidir. Doğum haritasında bu görünüme sahip kişiler son derece çevik, kararlı, güçlü, girişimler ve yeni başlangıçlar konusunda sabırsız olurlar. Son derece tutkulu bir yapıları vardır. Özellikle erkek haritalarında yükselene ve tepe noktasına düşen bir Mars kişiyi cazibeli, seksi ve karşı konulmaz yapabilir. Mars kafa bölgesi ve erkek cinsel organlarıyla bağıntılıdır. Koç Burcundaki Fevri etkileri nedeniyle kimi yerleşimlerde kişiyi kafadan alınacak darbelere açık hale getirebilir. Ya da kafa bölgesinde bir yara izi/doğum lekesi bulunur. Mars Koç’ta oldukça erkeksidir. Kontrolü sever. Kendini hayatın akışına kolayca bırakabilir. Fikirler ve planlarla doludur, savaşmaktan asla vazgeçmez. Hayatın ana fikri “mücadeledir”. Kendine en zor hedefleri belirlemesi ve
Devamini oku20 – 21 Mart, Bahar ekinoksunun başladığı, yani Güneş’in Koç Burcu’nun(Tropikal) ilk derecesine girdiği gün alınarak, 1993’ten bu yana “Ulusal Astroloji Günü” olarak benimsenmiştir. Bugün, yeni bir Astrolojik yılın ilk günü olarak, yepyeni bir sürecin başlangıcına işaret etmektedir. Koç Burcu’nun yönetici gezegeni Mars ve yücelen Güneş’ e itafen betimlenen bu süreç, doğanın canlanmasıyla, hareketli ve bereketli bir sürecin habercisidir. Buna rağmen “Toprak Ana” tüm mitolojilerde dişi bir enerji olarak kabul görmüştür. Bahar aylarını temsil eden tanrıçalar vardır. Çiçeklerin tanrıçası Flora Nisan ayının güzelliğini, renklerini ve canlılığını betimler. Mayıs Ayı’nın ismini aldığı Bahar Tanrıçası Maia, Atlas’ın en güzel kızıdır. Mart Ayı’nın Roman Tanrıçası Anna Parenna adına yeni bir döngünün başlangıcını kutlamak üzere festivaller düzenlenirmiş. Japon mitlerinin
Devamini oku6 Mart günü Venüs, Koç Burcu’nun 15 derecesinde geri hareketine başlamıştır. Merkür retrosu hakkında genel bilgilerimiz olsa da, Venüs ve Mars gibi diğer gezegenlerin geri hareketleri konusunda henüz yaygın bir bilinç yoktur. Öncelikle içinde bulunduğumuz Venüs Retro – Koç Burcu temasının, 8 yılda bir tekrarlandığını belirtmek istiyorum. Bu durumda 8 yıl önce deneyimlediğiniz etkiler bu süreçte yine karşınıza çıkacaktır. Her ne kadar Koç’ta zararlı olarak tasvir edilse de, Venüs’ün Ateş burçlarında kendini ifade edişi dramatik değildir. Romantizm, duygular, tutkular, zenginlik, şans, para, kokular, tatlar, moda gibi konularla bağdaştırılan bu gezegen, ateş burçlarında daha gösterişli, daha cesur ve eril tavırlara bürünür. Dikkat çekmeyi, odak noktası olmayı sever. Erkeklerin haritalarında etkilenecekleri kadın tipini tarif ettiği gibi, bayanların haritasında kendi kimliklerine ve dişiliklerine dair
Devamini okuAstroloji, en temel doğa kanunlarını, felsefeyi, psikolojiyi, insana ve evrene dair tüm varoluş yasalarını kapsayan bir dipsiz okyanustur. Yaşamı ucu bucağı olmayan beyaz bir tuval olarak düşünürsek, her ruh, bu tuvalin herhangi bir yerinde, asla tekrarlanmayacak izler ya da resimler bırakacaktır. Her resim taklit edilebilir elbette, hatta taklitleri kimi zaman asıl olandan daha bile mükemmel görünebilir. Ama ilk olan, kendine özgü olan, yaratıcı olan ruhun var olduğu o an ve enerji asla tekrarlanamaz. Bu durumda Astroloji özgür iradeyi, inancı ve taslağıyla yazgıyı içinde barındıran bir bakış açısıdır. Peki bu sonsuz olasılıklar ağındaki sayısız bakış açısının en temel olanı hangisidir diye düşündüğünüzde aklınıza ne geliyor? En temel olan “görünenden” yola çıkar. Bir gece, şehrin ışıklarının ulaşamayacağı bir yerde, Ay’ın karanlık evresinde bir gökyüzü hayal edin. Yere sırtüstü uzanarak
Devamini okuEvren temelinde, matematiksel bir sistemin oluşumudur. Sınırlarını asla keşfedemeyeceğimiz bu evrensel zekâ, farklı düzenlerde bir araya gelen sayılardan oluşur. Sonsuz olasılıklar zincirine dâhil varoluşumuz, eksilip çoğalsa dahi, ritmini asla bozmayan mükemmel bir denge içinde yer alır. Denge ve sayılar tüm maddeyi kapsayarak manevi olanı ayırt edebilmektedir. Sayılardan meydana gelen evrenin ritmi armoniktir. Müzik de aynı şekilde düzenli sayı sistemlerini temel almaktadır. Akortların art arda dizilimleri belli bir ses ve ritim oluşturarak müziğin ortaya çıkmasını sağlar. Armoni dediğimizde ise aklımıza uygun ve uygunsuz ritimlerin sentezinden ortaya çıkan “uyum” gelmektedir. Astrolojinin akortları ise, gezegenlerin ve önemli noktaların birbirlerine yaptığı geometrik ya da ayrılan açılarıdır. Örneğin; Zodyak çemberi 360 dereceye bölünmüştür. Her burç 30’ar derecedir. Bu durumda birbirinden 4 burç
Devamini okuHer sene kutlanılan sevgi ve sevgililerin gününe ithafen sizinle, tarihin ilk sayfalarından beri bizimle birlikte olan bir “şölenin” coşkusunu paylaşmak istedim. Severek okumanızı diliyorum. Roma Mitolojisinde Juno’nun oğlu olarak tanınan Mars, Yunan Mitolojisinde, Zeus ve Hera’nın oğlu olan Ares karakteriyle betimlenir. Bunun yanı sıra Vedic’te Mangal, Angaraka ve Kuja isimleriyle karşımıza çıkar. Mısır’da Horus’un kırmızı gözü (Kızıl Horus) olarak tasvir edilen Mars’a Arapçada “Al Qahira” yani Kahire denilmektedir. Aynı zamanda Mısır’ın başkenti olan bu isim, zafer kazanmış, muzaffer anlamına gelmektedir. Mars isim olarak “parlak ışıklı, yakıcı” anlamına gelmektedir. Maskülen savaş ve bahar Tanrısı olarak tasvir edilen kimliği, insanın doğayla beraber tekrar uyanışını ve yaşam için mücadele duygusunu sembolize eder. Kurt kendisine adanmış bir hayvandır. Kurt aynı zamanda William Lilly’e
Devamini okuBilinen insanlık tarihinin başından beri bize ışık tutan yıldızların izinden giderken, Astroloji’nin aslında kendi içinde ne kadar tutarlı olduğuna dair en yalın izleri doğa’da da bulabiliyoruz. 12 Burcun mevsimler, nitelikler hatta dekanlar altında incelenebilmesinin en temel betimlemesi dört elementtir. Ateş, Su, Toprak ve Hava elementleri bizim doğayla bütünlüğümüzü sağladığı gibi aynı zamanda, Astrolojik sembollerle yaşamımızı ayrıntılı şekilde açıklar. Bu elementlerden yaradılışa dair en temel olanı “su” olarak karşımıza çıkar. Su değişken, dönüşebilen ve içinde bulunduğu maddenin şeklini alabilen bir oluşumdur. Gezegenimizin %90’ından fazlasını su oluşturur. Bu oran Güney Yarı Küre’de daha fazladır. Su yaşamın ta kendisidir. Tatlı su kaynakları ise tüm canlıları kendine çeker, buna insan da dâhildir. Su hayatta kalabilmekle bağlantılı olduğundan dolayı medeniyetler suyun olduğu
Devamini oku“Gökyüzünde neyse yeryüzünde de odur” deriz hep. Gerçekten de öyledir. Merkür geri giderken anılarımı hatırlamama neden oldu bu defa. Nereden, nerelere ne şekillerde geldiğimi düşündüm. Aslına bakarsanız Astroloji tüm kötü zamanlara rağmen beni bir türlü bırakmamıştır. Ben kaçmaya çalıştıkça, elime, koluma, vicdanıma sarılır sanki. Dünyanın tüm adalarını teker teker keşfetmek isteyen biriyim. Ada ada dolaşırken kimi zaman, halimden hoşnutken, kendime üzüm bağlarını nereye ekmem gerektiğini sorarken ya da gül bahçeleri arasında dolaşıp, lavanta dolu yastıkların üzerinde uyurken bir şeyler olur hep ve ben yıldızların ışığını yeniden takip etmeye başlarım. Artık inandığım bir şey var ki, dünyanın bütün adaları benim buluşacağım ve tanışacağım insanların kalpleri olmalı. Benim çocukluğumun yazları Suriye’ye sınır olan kentte, Antakya’da geçmiştir. Kimileriniz belki de
Devamini oku
Takip et:
SON YORUMLAR