Olağandışı Bir adam İnsan zekası bilimin olduğu kadar Astrolojinin de ilgiyle yaklaştığı bir konudur. Zeka seviyeleri kimi testlerle ölçülebilmektedir. Astroloji ise, yıldızların ışığında üstün zekanın işaretlerini sorgulamaktadır. Kimi Astrologlar bütünden yola çıkarak genel tespitler yaparken, kimileri arap noktaları gibi ayrıntılarla uzunca zaman çalışarak belli çıkarımlar elde etmeye çalışmaktadır. Örneğin psikoloji şizofreniyi tanımlamaya çalışır, ama genetik mi ya da beynin fizyolojisiyle mi ilgili olduğu hakkında net fikirlere sahip değildir. Aslında birçok psikolojik dediğimiz hastalık net tanımlamalara sahip değildir. Birini deli olarak nitelendirmek, aslında söz konusu kişinin olağandışı diyebileceğimiz davranışlarıyla ilgilidir. Delilik kadar üstün zeka da olağandışı bir durumdur. Olağanın yani standart seviyelerin dışında seyreden her durumu “hastalık” gibi algılarız. ...Devami
Dünyadan çıplak gözle görülebilen bir gezegen olmakla beraber Satürn’ün halkaları büyüleyicidir. Sembolik olarak bu halkalar, sınırları ve karma yasasının parametrelerini temsil etmektedir. Satürn’ün karmik doğasını tasvir eden, ezoterik bir doktrin de bulunmaktadır. Bu gezegene “Kapının eşiğinde oturan” denmektedir. Kapı bir metafor olarak, evrensel bilince/ruha açılmaktadır. Satürn karmik borcun henüz dönüştürülmemiş/uygulanmamış halinde, eşikte yani “sınırlı” bilinçte durur. Dünya ve Satürn arasında birçok ortak nokta vardır. Kişisel çabalarınızla da olsa, bu iki gezegen hakkında, araştırıp düşünmek, kimi felsefelerin çıkış noktasına ulaşmanızı sağlayacaktır. Satürn antik çağların Plüton’udur. Her iki gezegen de en zorlu sınavları ve bu sınavlar sonucunda gerçekleşen “dönüşüm/değişimi” anlatmaktadır. Daha önceki yazılarımın birinde verdiğim elmas örneği gibi, ...Devami
Kozmostan dünyevi olana, dünyevi olandan bireysele ve sonunda düşünceye bağlanan ve yine salt düşünceden tekrar ortaya çıkan/var olan bir sistemin içindeyiz. Yaşamın her seviyesinde, aklın sınırsız yaratıcılığı karşısında büyüleniyor, sonu gelmez bir merakla gizemleri çözmeye çalışıyoruz. Sordukça, öğreniyor, aradıkça buluyoruz. Yine de bildiklerimiz, bilmediklerimizin yanında, ucu bucağı olmayan bir sahildeki, kum tanesinden daha fazla değil. En temel seviyede, tin ve – ve ya – akıl, Astrolojide Ay ile açıklanır. Ay ışığını aldığı Güneş’in aynasıdır. Anne, rahim, gebe kalabilen şekilsiz potansiyeldir. Güneş maddeye yatkın, şekillendiren eril enerjidir. Spermdir, tercihtir, tinin öz halini aldığı kimliktir. Ego, baba ve besleyendir. Merkür, embriyonun henüz cinsiyetinin belli olmadığı haliyle, çocuktur. Venüs ve Mars dişi ve erkek doğasını verecek, yaratılan canlının yazgısını, hangi ...Devami
…Yeyüzünde sizin kadar yalnızım… Yaklaşık 5 ay kadar bir zamandan sonra, tekrar aranıza dönmeye hazırım. Bu 5 ayda, tutulma ya da transitlerin belli konularıyla herkes kadar yüzleşmek zorunda kaldım. Ağır yaralar aldığım olduysa da, iyileşmeyi başardım. Umuyorum ki aranızdaki çoğunluk da kendi sorunlarına en faydalı çözümleri üretebilmiştir. Hiç yoktan, umudunuzu kaybetmediğinizi düşünmek istiyorum. Çünkü buna inanıyor olmak, bana ilham veriyor. Gelgelelim belki de aranızdan bazıları “bu nasıl başlık” “noolmuş” “aaa” şeklinde tepkiler verdiniz. Muzip bir tavırla Satürn Terazi sürecine gönderme yaptığımı varsayabilirsiniz! : ) Bir yükselen Terazi olarak, Satürn geçişine çoktandır hazırlamıştım kendimi. Tahmin ettiğim şekilde, beni büyük bir değişime taşıyabilmesi için, onunla yüzleşmem gerekiyordu. Aslına bakarsanız bunu dahi bilmek, benim korkularımdan arınmama neden oldu. ...Devami
Umut etmekten başka çare yok Sözü verilmemiş hiçbir şey imkansız değildir Tanrı’dan başkası mükemmel değildir ki İnsanların babası Gün ortasında geceyi yarattı Parlayan güneşin ışığını bizden mahrum ederek Ve keskin bir korku insanoğlunun üzerine hücum etti. Archilochus (M. Ö 680–645) …Şairin betimlemeleri imkansızı beklememizi önererek devam eder, der ki; Karanın canlılarıyla yunuslar yer değiştirir, otlakların yaratıkları tuzlu yosunlarla beslenmeye başlarsa şaşırmayın. Yunuslar ise dağ zirvelerini denizin dalgalarına tercih edebilir. Bu şiir, tutulmaların eski çağlarda da gözlemlendiğine dair bir kaynak sağladığı gibi, etkilerinin de büyük ve beklenmedik değişimler yaratacağına dikkat çekmektedir. Ay ve Güneş tutulmaları insanlar tarafından tarih boyunca detaylı olarak izlenmiştir. 4000 yıl önce Çinlilerin, 4500 sene öncesinde Mısırlıların tuttuğu, gökyüzü kayıtlarından ...Devami
Koç Burcu’ndaki seyahatine son veren Mars, 31 Mayıs – 12 Temmuz 2009 tarihleri arasında Boğa’da seyredecektir. Koç’taki enerjik Mars Boğa’ya geçtiğinde, etkisi daha durağan ve sabit bir halde ortaya çıkar. Akrep Burcu’nun gece yöneticisi olarak Boğa’da düşük sayılan Mars, Ateş etkisini belirgin şekilde ortaya koyamayacaktır. Daha çok toprağın baskısı altında “paralize” olabilen bir görüntü sergiler. Doğum haritasında Mars’ı Boğa’da bulunan kişiler, tek bir ideale odaklı, iddialı, hırslı ve inatçı bir karakter sergilerler. Sabırlıdırlar. Zamanı kendini disipline ederek kullanmaya yatkındır. Gelecekle ilgili yatırımlar üzerine kafa yorar. İstediğini elde edene kadar pes etmez. Seçtiği yolda başarıyla ilerlemek, ilgilendiği idealin uzmanı olmak ister. Dikkat ve konsantrasyon gerektiren işlere yatkındır. Antikalara ilgi duyabilir, artistik kabiliyeti vardır. Sistematik ve pratik bir bakış açısına ...Devami
Kontrolsüz nüfus artışı ve 20. Yüzyılın “ruhsal çarpık” yapılaşması nedeniyle, günümüz biliminin bile çaresiz kalabildiği salgın hastalıkların artışına tanık oluyoruz. Son zamanlarda ise domuz gribi gündemimizi oluşturuyor. Maalesef daha önce de kuş gribi paniği yaşadık. Bütün bu salgınların ortak noktası ise, bulaşıcı bu hastalıkların grip mikrobunun farklı evrimleşmiş versiyonlarıyla ortaya çıkıyor oluşudur. Kimilerine göre dünyanın sonunu getirecek, insanları yeryüzünden silecek afettir grip. Bunu konu hakkında farklı bir bakış açısı getirmek ve mundane astroloji hakkında bilgi sahibi olmanız açısından bir araştırma dosyası hazırlamaya karar verdim. Çünkü kuş gribi ya da domuz gribinden önce, bilim adamlarının 27 senedir ilacını bulamadıkları bir veba hala aramızda gezmekte. İlginçtir ki, AIDS, bağışıklık sistemini yok ederek, bir nevi grip ya da soğuk algınlığıyla ölüme ...Devami
Eski zamanlarda, insanlar henüz geceleri etrafı aydınlatabilecek elektriğe sahip değilken, gökyüzünde sürekli şekil değiştiren “Gizemli Işığın” yani Ay’ın önemi çok büyüktü. Zifiri karanlıkları çekilir hale getiren Ay, uyumaya çalışan çocuklar için bir anne gibi koruyucu, gezginler içinse yollarına ışık tutan bir arkadaştı. Ay’ın hatıraları bir çoğumuzun çocukluk yıllarında da yer etmiştir. “Ay’daki adam”, “Ayın gülümseyen yüzü” gibi tabirler hepimize bir şekilde tanıdıktır. Eski Mısır’da Ay Min ya da Toth isimli erkek tanrıya atfedilmişse de, birçok kültürde Güneş’in ışığını yansıttığı için “pasif, dişi” olarak betimlenir. Mitolojide Artemis, İsis, Diana ve Selene gibi isimler Ay Tanrıçaları olarak karşımıza çıkmaktadır. Ay’ın hareketleri ruhsal durumumuzu ve duygularımızı direkt olarak etkilemektedir. Örneğin her ay, üç karanlık geceden sonra beliren yeni ay ...Devami
7 Mayıs’ta İkizler Burcunun ilk derecesinde geri hareketine başlayacak Merkür oldukça etkili bir dönemi öngörür nitelikte. Merkür temel olarak sosyal bir gezegendir. İkizlerin gündüz, Başak Burcunun ise gece yöneticisidir. Zekâ, iletişim, bilim, kişinin kendini ifade ediş tarzıyla yakından alakalıdır. Kapsadığı meslekler, taşımacılık, reklamcılık, yayımcılık, satış, halkla ilişkiler ve internetle ilgili olarak genellenebilir. Toplantılar, seyahatler, projeler, taşıtlar, yakın akrabalar, sinir sistemi gibi konularda ilk elden Merkür’ün haritalardaki etkileri incelenir. Bu durumda bir retro hareket söz konusu olduğu zaman yukarıda bahsi geçen tüm konular sekmeye uğrar, engellenir yahut sonuçsuz kalır. Doğum haritasında geri hareketli bir Merkür’e sahip kişiler dışında kalanlar ,bu süreçten negatif etkilenirler. Duygusal olarak içe döner, geçmişi fazlasıyla düşünmeye meyleder ve iletişim kurmakta zorluk ...Devami
Evren temelinde, matematiksel bir sistemin oluşumudur. Sınırlarını asla keşfedemeyeceğimiz bu evrensel zekâ, farklı düzenlerde bir araya gelen sayılardan oluşur. Sonsuz olasılıklar zincirine dâhil varoluşumuz, eksilip çoğalsa dahi, ritmini asla bozmayan mükemmel bir denge içinde yer alır. Denge ve sayılar tüm maddeyi kapsayarak manevi olanı ayırt edebilmektedir. Sayılardan meydana gelen evrenin ritmi armoniktir. Müzik de aynı şekilde düzenli sayı sistemlerini temel almaktadır. Akortların art arda dizilimleri belli bir ses ve ritim oluşturarak müziğin ortaya çıkmasını sağlar. Armoni dediğimizde ise aklımıza uygun ve uygunsuz ritimlerin sentezinden ortaya çıkan “uyum” gelmektedir. Astrolojinin akortları ise, gezegenlerin ve önemli noktaların birbirlerine yaptığı geometrik ya da ayrılan açılarıdır. Örneğin; Zodyak çemberi 360 dereceye bölünmüştür. Her burç 30’ar derecedir. Bu durumda birbirinden 4 burç ...Devami
Güneş Tutulması, Ay direkt olarak Dünya ve Güneş arasına girdiğindeki Yeni Ay zamanlarına rastlar. Ay tutulması ise Ay’ın Dünya’nın gölgesini geçtiği zamanki dolunay görünümlerine tabiidir. 22 Temmuz 2009’da gerçekleşecek Tam Güneş Tutulması, 21. Yüzyılın en uzun ve etkili tutulması olmakla kalmayacak, 2132 yılına kadar aynı etki ve uzunlukta bir tutulma daha meydana gelmeyecektir. 2009 yılı içerisinde ise Tam Ay Tutulmasına tanık olmayacağız. Bu dengesiz durum ise yoğunlaşan uçlardaki negatif enerjilerin yıl içerisinde çıkış noktası bulamayarak, evrenin bilinçaltında katlanarak büyümesine neden olacak. Her Güneş Tutulmasının ardından bir Ay Tutulması gerçekleştiğini biliyoruz. Bu yıl ilginç bir şekilde iki Güneş Tutulması ve dört Ay Tutulması belirecek. Ay’ın tutulma görünümleri, yarıgölgeli, parçalı ya da tam ay tutulması olarak üç farklı nitelikte gerçekleşir. 9 Şubat’ta ...Devami
Bilinen insanlık tarihinin başından beri bize ışık tutan yıldızların izinden giderken, Astroloji’nin aslında kendi içinde ne kadar tutarlı olduğuna dair en yalın izleri doğa’da da bulabiliyoruz. 12 Burcun mevsimler, nitelikler hatta dekanlar altında incelenebilmesinin en temel betimlemesi dört elementtir. Ateş, Su, Toprak ve Hava elementleri bizim doğayla bütünlüğümüzü sağladığı gibi aynı zamanda, Astrolojik sembollerle yaşamımızı ayrıntılı şekilde açıklar. Bu elementlerden yaradılışa dair en temel olanı “su” olarak karşımıza çıkar. Su değişken, dönüşebilen ve içinde bulunduğu maddenin şeklini alabilen bir oluşumdur. Gezegenimizin %90’ından fazlasını su oluşturur. Bu oran Güney Yarı Küre’de daha fazladır. Su yaşamın ta kendisidir. Tatlı su kaynakları ise tüm canlıları kendine çeker, buna insan da dâhildir. Su hayatta kalabilmekle bağlantılı olduğundan dolayı medeniyetler suyun olduğu ...Devami